Celal Pir'le Bir Lambo Macerası

Otomobil seven biri olarak şimdiye kadar bir Lamborghini'ye en fazla bir metre kadar yaklaşabilmiştim. Lamborghini kapağı yapmaya karar verdiğimizde bu "insanlık dışı" otomobili kullanırım diye kendi kendime düşündüm.

Ancak Celal Pir'le Lamborghini showroom'unda buluşup otomobillere bir metreden daha fazla yaklaşıp bir de motor sesini dinlediğimde, hayat boyu bu otomobile sahip olamayacak biri olarak yine Lamborghini ile olan mesafemi bir metre ile sınırladım. Basit bir hayatı olan basit bir insan için bu otomobile çok yaklaşmak, "tamamen ruhi denge bozucu etkiler yapabilir" diye düşündüm, ayrıca diyelim ki kullandım; hakkında ne diyeceğim? Çünkü konuşmaktan bile aciz kalacağım aşikârdı. Bu yüzden Gallardo ile mesafemi korudum uzaktan sesini dinledim, yani bir nevi kendini bilen bir insan gibi davrandım, aslında her zaman böyle davranmam. Ve sonuç olarak bu otomobili daha önce kullanmış olan Celal Pir'e anahtarı teslim edip, Ortaköy'ün sıkışık trafiğine Lambo ile çıkışını izledim. Bir Superleggera, bir Spyder ve bir de Gallardo Coupe'yle yola çıktık. Ama saydığımız ilk ikisi çekicinin üzerindeydi. Takometreleri sıfırı gösteren bu iki özel modeli kullanmaya kıyamadık. Hikayenin geri kalanını Gallardo Coupe'nin direksiyonuna geçen Celal Pir'den okuyacaksınız.

Yazı: Barbaros Devecioğlu
Fotoğraflar: Dinçer Dinç

Geçen yaz; İtalya'dan dönüşte; şok olmuştum.
"Ben hep onu filmlerde filan görürdüm. Fiyakalı, ulaşılmaz ve hızlı yaşayan bir varlık. Aslında benden 2 yaş küçük, 1963 doğumlu. 45 yaşında ve insan egosuna hitap eden sert bir karekteri var. Tabii bir de boğa amblemi..."
...diye başlayan ironik bir yazı yazmıştım.
İtalya'dan sonra İstanbul'da Lamborgihini direksiyonuna oturunca havam değişti... Ruhum şenlendi... Gallardo'nun bendeki yeni tanımı "Erkek otomobili" oldu... "Oh be!" dedim...
Yıllardır gazetede, dergide, TV'de, orda-burda herkeste ve heryerde bir naifliktir gidiyor...Bu otomobil bana içimdeki "ne oluyor yahu" cümlesini seslendirme imkânı verdi....
Caddede giderken herkese "dikiz aynasından baktıran" otomobilin içindeyken insanın morali düzeliyor...

Bazıları şöyle bir bakıyor.
Ara gazını yiyince, herhalde içlerinden "bulaşmayalım" diye düşünüyorlar...
Aslında benim kimseye bulaşmak ve trafiği altüst etme gibi bir niyetim yok ama Lamborghini; alemde böyle bir intiba uyandırıyor...

İki günlük sokak turu bende; "delikanlı otomobile kız gibi binme" havası yarattı...
Sabah yolda giderken radyoyu açtım. Ruh halime ters cümleler... Diyet, rejim vesaire...
Kanal değiştiriyorum, sigaranın zararları ve içki...

Kafamı kaldırıyorum, ince belli fıstık gibi bir kadın posteri ve elinde diet bisküvit...
Etraf beni yoruyor. Bilgi yorgunuyum. Şişli'de İstanbul'u örten beyazlıklar arasında giderken gözüm takılıyor...

Sanki, "Takdiri ilahi". Bir dürümcü yazısı. Özetle yazıyorum;
"Diyet, perhiz vs. dış mihrakların gündeme getirdiği şuurlu bir düzmecedir. Eskiden bir koyunu bir oturuşta götüren babayiğit atalarımızı; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük Türk ırkını Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir hale getirmektir. İcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi? Kolestrol, kebapları yedikten sonra iki şişe soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur. Sakın bu oyuna düşmeyin."
Ne kadar doğru bilemem ama ruhuma hitap etti. Tam da turlarken… Düşündüm…
Lamborghini ile giderken dikiz aynalarından "mahçup mahçup" bakan sürücülere odaklandım. Onlar beni kıskanırken kıskançlıklarımı hatırladım...

Otomobil mi alacaksınız? Reklamlar şöyle:
"Bir depo ile 1200 km"
"Ekonomi uzmanı"
"Tavandan yıldızları seyredin"
"Sessiz ve çalışkan"
Uzatmayacağım. Ama söyleyeceğim...
Gallardo tavanı alçak, iki kişilik felan ama tam 500 beygir motoru var. Gayet sesli; etrafa "hişşşşt ben geliyorum" der gibi... Giderken; sağdan soldan güzel kızlar bakmıyor elle işaret ediyorlar...

Kullanınca; "Bir depoyla ne kadar değil, nasıl gittiğin önemli" dedirtiyor. Otomobil bir nebze de hava atma aracı ise; yukarıdaki reklamları çöpe atın gitsin.

Efendim; cam tavan yenilik deniyor.
Peki ya ben; gökyüzü değil de yeryüzünün güzelliklerine hayransam!
Peki ya gökyüzüne bakacam diye önümü görmeyi unutursam!
Gökyüzüne bakacak olsam uçağa binerim diyeceğim ama uzatmayalım.
Efendim; bak 1.2 litre motorla her yere girip çıkıyorum. Hatta 1.4 litre küçük dizel motorla büyüklere kafa tutuyorun diyenler de var. "Gel bi kafa tut da ne oluyor, gör" diye içimden geçirip, gülüyorum.

Madem dizelden çok memnunsun hem de sessiz olduğunu söylüyorsun; "rica ederim bir de camı aç da sesi öyle dinle" demek geliyor içimden. Öyle takır takır; en arkadan gelen yarış beygiri gibi... "Gır... gır.... gır..." ötüyor.
Diyorlarki; elektrikli modeller var.

Ben de diyorum ki; "Hımmm... Doğru. içinde benzin motoru olmazsa yeniden iki yüzyıl öncesinin hızına döndük demektir."
Onlar diyor; benim beynim reddediyor.
Bu olsa olsa Lamborghini şımarıklığı olabilir.
Olsa olsa bir F-16 pilotu gibi Lamborghini'nin koltuğuna oturduğumda beş farklı noktadan bağlanan emniyet kemerinin bende yarattığı bir duygu seli olabilir.
Olsa olsa bir otomobilde "terzi işi" istediğim renk ve desende özel deriden yapılmış iç donanımın bana verdiği hazdan olabilir.
Olsa olsa kadranda gördüğüm 300 küsürlü rakamların aklımı almasından olabilir.
Olsa olsa soğuk havada bana gülen el sallayan güzelliklerden etkilenmemden olabilir...
Vallahi uzatmayacağım ama "olmaz olmaz" demeyin. Hep böyle oluyor.
Zaten; Lamborghini'nin "cool" geçmişi, onu diğerlerinden koparıyor.
Son cümle; yoldan bir diyalog.
"Ay ne güzel araba... Çocuk da fena değil.."
Öteki...
"Ben onu tanıyorum... Kız, Celal o."
Ben istanbul'da koptum. Çeyrek milyon euro'nuz varsa size de tavsiye ederim...
Celal Pir

"500 beygir güç üreten Lamborghini Gallardo'nun yırtıcı
egzozlarının sesi, en az bir kilometre uzaktan duyulabiliyor."
Lamborghini Gallardo, sıkışık İstanbul trafiğinde, herkesin cep telefonunu çıkarıp fotoğrafını çektiği bir arzu objesiydi adeta.

"Gallardo Spyder'ı diğer üstü açık otomobillerle karıştırmayın. O, cabrio bir savaş uçağı gibi. Bir düğmeyle ses hızının katlarına çıkmaya muktedir bir cihazla karşı karşıyayız."
"Şayet ilgiden rahatsız oluyorsanız, kalabalıkların etrafınıza toplanmasını hiç istemiyorsanız eğer, loto'yu tutturduğunuzda asla Gallardo almayın."

Gallardo, astronomik ücretler alan top modellerden çok daha seksi. Ve çekim sırasında hiç kapris yapmıyor.

Komple karbon ve alcantara kaplı bir kokpit! İşte Superleggera'yı diğer Lamborghini'lerden ayıran özelliklerden ikisi. Karbon, otomobilin kilo vermesine yardımcı olurken, elinizin altındaki alcantara kaplamalar nasıl bir otomobile sahip olduğunuzu size sürekli hatırlatıyor.
"Superleggera, sürücüsünün yanında taşıdığı koca bir adrenalin şırıngası. Bunun müptelası olmamak mümkün değil."

Biraz daha sadelik isteyenleri Gallardo Spyder'ın içerisine davet ediyoruz. Gerçi yaratık gibi bir karoseri olan, 60 milisaniyede vites değiştirebilen, 500 beygirin üzerinde bir otomobilin içerisinde ne kadar sade ve mütevazi olunur? İşte bunun hakkında hiç bir fikrimiz yok.
"Eğer Spyder'la sıkışık trafikteyseniz, her an bu otomobilin tutkunlarının hücümuna uğrayabilirsiniz. Siz siz olun Gallardo'nun üstünü kapayın."

Beş noktalı emniyet kemerleri, yarış koltukları ve altınızda 522 beygir. Saydıklarımız bu gece göreceğiniz rüyanın baş kahramanının özellikleri. Sağ koltuktaki yardımcı kadın oyuncuyu kafanıza takmayın. Bol seçenekli bir menünüz olacaktır.

340 km/s'lik bir hız göstergesinin heyecanlandırmayacağı bir insan tanıyor musunuz? Biz henüz karşılaşmadık. En azından çekim günü otomobilin içerisine kafasını uzatan herkesin dilinde bu üç haneli rakam vardı.

Lamborghini Felsefesi

Lamborghini markası amblem olarak boğa kullanıyor. Çünkü şirketin kurucusu Ferruccio Lamborghini boğa güreşi meraklısıydı ve Boğa burcuydu. Lamborghini modellerinin hemen hepsi ünlü bir boğanın adıyla anılıyor. Örneğin Lamborghini Murcielago, ismini İspanya, Cordoba'da 1879'daki bir boğa dövüşüne devam eden matador tarafından öldürülmeden arenedan çıkma başarısı gösteren Murcielago isimli boğadan alıyor. Miura'nın adı güreşçi boğaları eğiten Don Eduardo Miura adında bir eğitmeninden geliyor. Countach modeli ise bu açıdan biraz farklı. İtalya, Piedimonte'de yaşayan erkekler, güzel bir kadın gördüklerinde "Countach" derler. İşte bu efsane otomobilin adı buradan gelmektedir. Reventon'un adı da Lamborghini geleneğine uygun şekilde seçilmiş. Reventon, Don Rodriguez ailesine ait, güreşçi bir boğaydı. Ufak bir detay daha, Lamborghini otomobillerinin özel renkleri bulunuyor. Sarı, kavuniçi, yeşil, siyah, gri tonları en fazla tutulanlar. Ancak katalogta bulunmayan renk sipariş edildiği zaman ise 10 bin euro fark ödeniyor. Lamborghini'nin kullanmadığı Ferrari kırmızısı da bu özel renkler arasında yer alıyor.

Lamborghini tarİhçesİ kinci Dünya Savaşı'nın öncesi ve sonrasında önemli bir traktör üreticisi olan Feruccio Lamborghini'nin bir Ferrari'si vardı. Otomobilin debriyaj aksamında bazı problemler yaşayınca Lamborghini, Enzo Ferrari'ye gitti. Fakat Ferrari onu basit bir traktör üreticisi olarak gördü ve dinlemeyi reddetti. Bu tutum Lamborghini'yi, Ferrari'ye inat, kendi spor otomobillerini üretmeye teşvik etti. 1963'te Lamborghini'nin ilk aracı 350GT ortaya çıktı. Bu otomobil 280 km/s maksimum hıza ulaşabiliyordu. Giorgetto Giugiaro ve Marcello Gandini gibi ünlü tasarımcıların sihirli ellerinde hayat bulan Lamborghini otomobiller artık, seri üretilen tüm modeller arasında en pahalı ve en güçlü yol otomobillerini temsil ediyorlardı. 35 yıl boyunca hiçbir dış gruba bağlı kalmadan üretim yapan şirket 1998'de Volkswagen Grubu tarafından satın alındı. Audi bünyesine katılan Lamborghini, üretim atağına kalktı. Şirket, Murcielago ve Gallardo modelleriyle yeni bir üretim boyutuna doğru yayıldı. Lamborghini 1963 ile 2002 yılları arasında yaklaşık 250 araç üretmişti. 2006 yılı itibarıyla bu üretim rakamları sekiz kattan fazla arttı. 2007'nin ilk altı ayında bin 239 adet süper spor otomobil müşterilere teslim edildi. Lamborghini'nin büyümesine ve kârlılığına katkı sağlayan etkenler arasında; markanın müşteri odaklı hareket etmesi ve Gallardo Superleggera dâhil genç ve çekici ürün yelpazesine sahip olması. Ve şu anda tüm üretimi stoğu 2008 yılı sonuna dek tükenmiş durumda. Bugün her iş günü İtalya, Sant Agata'da bulunan fabrikada aşağı yukarı üç adet Murcielago ve 10 adet Gallardo modeli üretiliyor.