Son 15 senedir, New York dışında İsviçre'de, Los Angeles'da ve Londra'da yaşadım. Hayatta en büyük keyiflerimden biri seyahat etmek ve gittiğim yerleri bir turist gibi değil de oranın yerlisi gibi yaşamak. Brandmail'den seyahat köşesi yazma teklifi alınca, hiç düşünmeden zevkle kabul ettim. Bugüne kadar, birçok arkadaşım bir yere gitmeden önce benden önerilerimi istedi. Şimdi de Brandmail sayesinde birçok kişiye ulaşma şansı yakaladım. Bundan sonra Brandmail üyeleri için dünyanın en güzel şehirlerini gezip gözlemlerimi aktaracağım. Size sadece şehri tanıtmayacağım, nerelerde kalabilirsiniz, en güzel yemekleri nerelerde yersiniz, gece nerelerde eğlenebilirsiniz ve tabi alışveriş öerilerim…Her zaman sorularınıza ve önerilerinize açığım. Şimdiden iyi seyahatler.
İlk olarak Milano'dan başlıyoruz. Milano moda başkentlerinden biri olarak bilinir. Bircoğunuz da eminim bir-iki gün Milano'ya alışveris ziyaretinde bulunmuşsunuzdur. Bu sene ben de moda haftasına denk gelecek şekilde seyahatimi ayarladım. En son 2 sene önce yine moda haftasında gidip şansıma Torino'daki Kış Olimpiyatlarını da araya sıkıştırmıştım. Bu sefer tüm vaktimizi Milano'da geçirmek üzere 5 arkadaş yola koyulduk.
Moda haftası nerede olursa olsun o şehri canlandırır. Milano'da aynı şekilde her zamankinden daha çok aktivite ve partilerle doluydu. Zaten çok keyifli gece hayatı olan bu şehir, özel partilerle daha da hareketliydi.
Bizim ilk durağımız akşam yemeği için NOON oldu. Hem restaurant, hem bar hem de lounge ortamı olan mekanın dışarıda da ısıtmaları olan oturma alanı var. Çoğunlukla gençlerin tercih ettiği yerin yemekleri de gayet lezzetli. Karnımızı ve doyurduktan sonra göz zevkimizi doyurmak üzere bir arkadaşımın yardımıyla once DSQUARED sonra da DOLCE&GABBANA partilerine katıldık. Milano'da bilinen en eğlenceli partilere gitme şansını yakaladığımız icin bayağ şanslıydık. Daha ben gitmeden kaçırmamam gereken bir parti olduğunu arkadaşlarımdan duymuştum. Gidince kendim de gördüm ki gerçekten muhteşem partiler düzenlemişler. Kimi ararsanız oradaydı. Benim gördüklerim arasından bazıları meşhur model Emina Cunmulaj, Monaco'nun ufak Prens'i büyükannasi Grace Kelley olan Pierre, aktris Lindsay Lohan idi. Tabi meşhurların dışında birbirinden güzel kadınlar, bakımlı erkekler, bol şampanya, hors d'oeuvre ve tabi ki muhteşem çalan bir DJ partileri dört dörtlük tamamlamıştı. DSQUARED büyük bir warehouse da yaparken partisini, DOLCE&GABBANA kendi restaurantları olan GOLD'u tercih etmisti mekan olarak. Öğrendiğime gore iç mimarisi için 16 milyon dolar harcamişlar. Mutlaka ve mutlaka görülmesi gereken bir yer.
Ertesi gün uyanır uyanmaz tabi ki alışverişe verdik kendimizi. İlk olarak klasik Via Monte Napoleone, Via Della Spiga ve Via Manzoni civarına gittik. Aradığınız bütün markaların bu bölgede olmasının dışında benim Milano'da en sevdiğim dükkanlardan biri olan BANNER'a attım kendimi. Merkezde olmasına rağmen birçok turistin bilmediği ve gitmediği, daha çok müşterileri Milano'lu olan bu dükkan bircok markayı satıyor ve genelde koleksiyonların en "cool" parçalarını seçiyor. Sadece bayanlara hitab eden ve alışverişi sevenlerin gitmesi gereken bu dükkanın yeri Via Sant'Andrea'da. Oradan yine benim favorilerimden biri olan DAAD'a gittik. Milano'da 3 tane yeri olan DAAD daha çok Barneys New York tarzında ama ona gore daha küçük ve butik. Bir sürü bilinen markanın dışında İtalyan genç markaları da taşıyan mağazanın lokasyonlarından biri yine Via Della Spiga'da Dolce&Gabbana'nın hemen karşısındaki pasajın içinde. Diğer lokasyonlarına gore daha küçük olmasına rağmen bize en uygun olan orası olduğu için biz merkezdekine gitmeyi tercih ettik. Öğle yemeği için Piazza Cavour'da olan ve Versace ailesinin de tercih ettiği CONTE CAMİLLO'ya gittik. Daha çok iş adamlarının "power lunch" olarak ziyaret ettiği bu restaurant da menu haftalık değişiyor ve geleneksel Lombardi Bölgesi lezzetinde yemekler sunuluyor. Bütün günün yorgunluğunu atmak için kaldığımız otel PRİNCİPE Dİ SAVOİA'ya döndük. Milano'nun en iyi otellerinden biri olan Principe'de moda haftasından dolayı bol bol manken ve moda dünyasından yüzler gördük. Aksam yemeğinden önce BULGARİ HOTEL'in barına içkiye gittik. Zaten çok iyi bilinen Bulgari Hotel'in barı da çok hareketli ve keyifliydi. "Görmek ve görülmek" isteyenlerin uğraması gereken bir yer. Akşam yemeği için "Just Cavalli Café"ye gittik. İsminde "café' demesine aldırmayın, oldukça şık ve kaliteli bir yer. Yemekler de beklemediğimiz kadar lezzetliydi açıkçası. Aynı zamanda gece kulübü kısmı da olan birçok kişinin tercih ettiği güzel insanlarla dolup taşan bir mekan. Fakat o gece biz club olarak adını çok duyduğum ELEVEN'ı tercih ettik ve gidince görük ki bu tercihimizde yanılmamışız. Milano'daki diğer meşhur yerlere gore daha ufak olması ortamı daha samimi yapmış. Yine çok güzel müzik olan yer daha çok club/lounge havasında; dans edenler de var, oturup konusmayı tercih edenler de.
Ertesi gün uyanır uyanmaz yemek için SALUMAIO DI MONTENAPOLEONE'ye gittik. Dükkanların arasından girişi olan ve binanın cevirdiği bir bahçe içinde yer alan Salumaio'nun sahibi her ne kadar asık suratlı gibi görünse de her müşteriyle bire bir ilgileniyor. Havanın güzelliğinden faydalanıp biz de dışarıda oturup bulunduğumuz ortamın ve yemeğimizin tadını çıkarttık. Yemekten sonra Versace sponsorluğunda gerçekleşen ve FORMA galerisinde gösterilen RICHARD AVEDON sergisine gittik. Modanın meşhur fotoğrafçısının sergisinde bugune kadar görüntülediği birçok ünlünün resimleri dışında Versace için daha önceki senelerde hazırladığı reklam kampanyalarının televizyon görüntüleri de vardı. Eğer yolunuz Milano'ya düşerse aklınızda bulunsun sergi haziran başına kadar devam ediyor. Sergiden çıkıp Milano'ya her gittiğimde uğradığım ve benim için bugüne kadar gördüğüm en muhteşem kilise olan DUOMO'ya gittik. DUOMO'NUN ihtişami ve endamına hayranlıkla baktıktan sonra bu sefer Corso Como bölgesine gezmeye gittik. Orada daha once girmediğim ve inanılmaz beğendiğim bir mağazaya girdik. Adı 10 CORSO COMO. Kıyafetler ve aksesuarlar neredeyse sanat eseri olabilecek kadar güzellerdi. Bahçe içinde olan çok şeker bir restaurantı da var.
Bütün gün gezdikten sonra akşam yemeği için Milano'nun iyi bilinen ve haftasonları için gayet trendy olan LA BRICIOLA'ya gittik. Yemek sonrası meşhur club ARMANI PRIVE'ye geçtik. Özellikle çarşamba ve perşembe geceleri güzel olan club haftasonu da gayet kalabalıktı. Grup olarak karar verdik ki uzun zamandır dinlediğimiz en iyi müzik oradaydı. Normalde haftaiçi gidenler hemen yanındakı NOBU'da yemek yiyip ordan Prive'ye geçiyorlar. Milano'da artık restaurantlarda sigara içme yasağı olmasına rağmen Nobu'da isteyenlere sigara içilen kısım da var. Armani Prive'de bir süre kaldıktan sonra benim favorim olan ve Milano'nun en eski, artık klasikleşmiş club'ı HOLLYWOOD'a gittik. Aslında diğer bütün yerlere göre içi eskimiş,basık ve biraz havasız da olsa herkesin masaların üstünde dağıttığı, çok eğlenceli bir yer. Yalnız aklınızda bulunsun giderseniz VIP kısmında olmanız şart yoksa bar kısmı o kadar da rahat değil.
Ertesi gün Milano'daki son saatlerimde benim çok sevdiğim ve 1922'den beri aynı ailenin sahibi olduğu meşhur BİCE'ye gittik. Daha çok Milano'nun VIP müşterilerini kendine çeken restaurantın menüsü Tuscany mutfağından. Yemeğimizden sonra artık Malpensa havaalanının yolunu tuttum ve Milano'ya muhteşem birkaç gün geçirdikten sonra veda ettim.
RESTAURANTLAR:
NOON: Via Boccaccio, 4
Phone: +39 02 48 02 46 07
www.noonmilano.com
GOLD DOLCE&GABBANA: Via Poerio, 5
+39 02 757 77 71
CONTE CAMILLO: Piazza Cavour, 3
Phone: +39 02 657 05 16
JUST CAVALLI CAFÉ: Via Camoens
Phone: +39 02 311 817
info@justcavallicafe.com
SALUMAIO DI MONTENAPOLEONE: Via Monte Napoleone, 12
Phone: +39 02 784 650
LA BRICIOLA: Via Marsala Angolo Solferino
Phone: +39 02 655 10 12
NOBU: Via Pisoni,1
Phone: +39 02 7231 8645
www.giorgioarmani.com
BICE: Via Borgospesso, 12
Phone: +39 02 7600 2572
www.bicemilano.it
GECE KULUPLERI:
ARMANI PRIVE: Via Gastoni Pisoni 1
Phone: +39 02 6231 2655
HOLLYWOOD: C.so Como 15
Phone: +39 02 655 5318
www.discotecahollywood.com
ELEVEN: Via De Tocqueville 11
Phone: +39 02 8928 1611
office@11milano.it
JUST CAVALLI CAFÉ: Via Luigi Camoens c/o Torre Branca
Phone: +39 02 311 817
info@justcavallicafe.com
OTELLER:
FOUR SEASONS HOTEL: Via Gesù 8
Phone: +39 02 77088
www.fourseasons.com/milan
BULGARI: Via Privata Fratelli Gabba, 7
+39 02 805 8051
www.bulgarihotels.com
PRINCIPE DI SAVOIA: Piazza Della Repubblica 17
Phone: +39 02 62 301
www.hotelprincipedisavoia.com
PARK HYATT MILANO: Via Tommaso Grossi 1
Phone: +39 02 8821 1234
www.milan.park.hyatt.com
ALIŞVERİŞ:
BANNER: Vis Sant
Phone: +39 02 7600 4609
DAAD: Spiga 25
Santo spirito 24/A
MATTEOTTI 20
www.daad-dantone.com
10 CORSO COMO: 10 Corso Como
Phone: +39 02 290 02674
www.10corsocomo.it
TARİHİ GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER:
DUOMO: Dünyanın 3. En büyük kilisesi olan Duomo'nun yapımı 1386'da başlamasına rağmen 19. Yüzyıla kadar yarım kaldı. Napoleon'nun başa geçmesiyle tamamlandı.
TEATRO alla SCALA: Meşhur Scala Operası'nın yapımı 1770'lerin sonunda başladı ve tamamlandı. 1943'de bombalanmasının ardından 3 sene sonra tekrar yenilendi. Opera 2004'de yeniden açıldı.
PINACOTECA di BRERA: Italya'nın en önemli sanat koleksiyonlarından birinin bulunduğu bu galeride Carvaggio'dan Raphael'e kadar bircok İtalyan ressamlarının eserlerini görebilirsiniz.
|