Yazı: Sinan Sertoğlu
Fotoğraflar: Dinçer Dinç
O, dünyanın en çok hayal edilen ve rüyaları süsleyen otomobil markası. Çok az sayıda insan ona sahip olabilse de, milyonların hayalini süsleyen bir marka Ferrari. Yol otomobillerinden F1 araçlarına, kusursuzluğun, hızın, tekniğin ve kalitenin simgesi. "Better than sex!" cümlesiyle tanımlanabilecek bir fenomen, sadece bir otomobil değil, sanki yaşayan bir varlık. Birinci yıl sayımızda varoluş amacı yarışmak olan bir otomobil markasının en dikkat çekici modellerinden biriyle yüzleştik: Ferrari F430. İstanbul'un trafikten felç olmuş caddelerinde, dar ve çukur dolu sokaklarında kullanılması ilk başta pek manasız gelse de bizim buralarda işimiz yoktu. Akmerkez ve Kanyon gibi lüks alışveriş merkezlerinin kapılarında görebildiğimiz, insanoğlunun gösteriş ve güç merakına fazlasıyla cevap verebilecek F430'u İstanbul Park Pisti'ne soktuk, ancak burada bu otomobilin hakkını verebilecektik...
Yolcu koltuğuna oturup kemerimizi bağladıktan sonra büyük kırmızı "Start" butonuna basıyoruz. Marş motoru hızla çalışıyor ve cüsseli V8 motor hayata dönüyor. F430, rölantideyken bile cüretkar ve arsız sesler çıkartıyor. Deri ve karbondan üretilen direksiyon simidi üzerindeki "manettino" butonu sayesinde, F1-Trac çekiş ve stabilite kontrol sistemlerinin parametrelerini ayarlayabiliyorsunuz. CST, Ferrari'nin çekiş ve stabilite kontrol sistemlerine verilen isim. CST sayesinde sürücü beş farklı ayar arasından dilediğini seçebiliyor. "Buzlu zemin", "kaygan zemin", "sport", "race" ve "CST devre dışı"... CST'yi yani Commit Suicide (İntihara kalkışmak) butonunu devre dışı bırakmadık. En azından şimdilik. CST aktif olmadığı zaman F430'un ehlîleştirilmiş bir aygır olmaktan çıkıp, kıdemli jokey isteyen, yırtıcı safkan bir ata dönüşeceğini düşünüyorduk. "Race" moduna aldık ve şov başladı...
Pistte turlamadan önce lastikleri ısıtabilmek için Michael Schumacher'i kıskandıracak zig zaglar yapıyoruz. Direksiyona verdiğiniz en ufak emir, anında yön değişimi olarak yola yansıyor. Tabii bu sırada bizde, koltuğumuzun içinde bir o tarafa bir bu tarafa savruluyoruz. Yolda giderken F430, tatmin edici bir sertlik duygusu veriyor. Sıra gaza basmaya gelince otomobil gerçek karakterini ortaya koyuyor ve gerçek bir Ferrari V8'i olduğunu gösteriyor. Tasarımı ile F430'a ilham kaynağı olan 360'ın üzücü bir şöhreti olabilir, fakat kontrol özellikleri o ana kadar üretilen otomobiller içinde en iyilerinden biriydi. 360'ın hızlı girilen virajlarda sizi yolun en kenarına attığı yerlerde F430, kulağınıza kendisini biraz daha zorlamanız konusunda birkaç kelime fısıldıyor. Viraj dönüşlerinde korkutmaktansa sürücüsüne her anlamda yardım eden bir otomobilden söz ediyoruz. Bu özelliklerini düşününce F430'un akıllı elektronik sistemlerine minnettar olabilirsiniz, fakat bunları kapattığınız anda bile otomobil üstün özgüvenini, dengesini, yol tutuşunu ve viraj dönüş kabiliyetini kaybetmiyor. 483 beygirlik motor gücünü üreten 4.3 litrelik muhteşem V8 sayesinde virajlar arasında sergilediği performans insanın keyfini daha da artırıyor. Bir turbo ya da supercharger olmadan ulaşılan bu güç insanın tüylerini diken diken ederken, V8 gerçekten inanılmaz bir güç ünitesi olduğunu her şartta kanıtlıyor. Adeta bir şaheser olan motor, düşük ve orta devirlerde seyrederken yapılan vites değişikliklerini çok çabuk toparlayabiliyor. Otomobil hakkında ki ilk izlenimlerimiz bunlar. Gelin biraz daha detaya girelim...
Gaza daha da yüklenince aracın destansı bir gücü olduğunu anlıyorsunuz. Koltuğa yapışmamızın ardından tek yapmamız gereken, kükreyen motor 8000 devire geldiğinde kulakçıklar yardımıyla limitöre gelmeden ikinci vitese geçmek. Bunu yapıyoruz ve motor sesiyle birlikte kısa süre içinde bizi 140 km/s'ye ulaştıran ivmelenmeyi hayretle izliyoruz. Vites değişimlerinin hızı inanılmaz, hakikaten işlem kesintisiz gerçekleşiyor. Sekiz silindirli motor, orta devirlere gelirken sesi kalınlaşıyor ve 5000 d/d'nin üzerine çıkarken delirmeye başladığını anlıyorsunuz. 7000 d/d'ye ulaştığında arkadan sürekli bir şekilde ittirildiğinizi hissediyorsunuz. İçerisi gittikçe ısınıyor. Bunları yaşarken daha iyisini hayal etmek abes olurdu. Sekiz silindirli motor 8500 d/d'i zorluyor. İnanılacak gibi değil. Korkmaya başlıyorsunuz, ama aynı zamanda kulaklarımız patlayacak gibi. Kükreyen motorun senfonisi ve alınan haz ise inanılmaz. F430'un 100 km/s hıza 4 saniyede ulaştığını ve 315 km/s'lik maksimum hıza sahip olduğunu gösteren rakamlar her ne kadar etkileyici olsa da hiçbir şekilde yeterli değil, çünkü rakamların ne anlama geldiğini görmek için onları yaşamak gerek.
4308 cc'lik motor 490 HP güç ve 465 Nm tork üretiyor. Otomobilde hiçbir tembellik yok. Direksiyon, yolun en ufak detayını bile size hissettiriyor. Performansın yanı sıra yeni aerodinamik tasarım sayesinde aracın yere uyguladığı kuvvet 300 km/s'de 280 kg düzeyine ulaşmış. Altımızdaki otomobilin şu ana kadar üretilen en iyi Ferrari şasisinden biri olduğunu düşündükçe güvenimiz artıyor. F430, yolu her bölgesiyle analiz ediyor, ağırlık dengesi mükemmel bir şekilde ayarlanmış olan gövde adeta kayarak ilerliyor ve çok hassas olan direksiyon beklenmedik sürprizlerden sizi uzak tutmada yardımcı oluyor. Çekiş ve stabilite kontrolünü hissediyoruz. Bu otomobili kullanırken heroic/cesur olmanıza gerek yok. Teknik konuşmayı bir kenara bırakırsak bu demek oluyor ki, yan koltukta oturan arkadaşınız elindeki bardağı ya üstüne dökecek, ya korkudan çığlık atacak ya da kahkahalar eşliğinde bir tur daha atmanızı isteyecek. Sonunda yavaşlıyoruz ve pit alanına giriyoruz. Peki bu otomobilin nesi kötü? Belki de en yakışıklı Ferrari değil. Burun kısmı çok aşağıda duruyor. Susmalıyız artık, anlamsız eleştiriler getirmeye çalışıyoruz. Cam kontrol düğmelerinin kullanımı zor. Şaka şaka, kim umursar ki bunları... Banka mı soyarsınız? Sayısal lotoyu mu tutturursunuz? Bilmiyoruz ama ölmeden önce bir Ferrari satın almalısınız. Çekimden sonra F430'u hava atmak için Bağdat Caddesi'ne doğru kaçırmayı düşündük. Nasıl olsa o kadar hızlıydık ki bizi yakalamaları mucize olurdu. Sonradan anladık ki anahtarı saklamışlar ve aracı çekiciye yüklüyorlar. Ferrari'ye de düz kontak yapılmaz tabii. Sahip olunamayacak olsa da ait olunabilecek bir otomobil kullanmıştık. Şunu belirtmemizde yarar var ki bizce, Ferrari'nin Modena'dan sonraki bu süper otomobili, dünyanın sadece en lüks şehirlerinin en pürüzsüz yollarında değil, engebeli ve kıvrımlı yollarında da kullanılmak istiyor. Şirkete dönerken radyoda bir şarkı çalıyordu. Sözleri şöyle: "Ah bir rüya bu, ne acı ne gerçek, bir görebilsem rüyada bile yetecek..." Bilmem ruh halimizi anlatabildik mi?
"Sahip olduğu özellikleri ile F430, tüm zamanların en iyi Ferrari'lerinden biri ve bunu gerçekten hak ediyor. O, tek kelimeyle mükemmel bir otomobil."
Ferrari'nin 40. kuruluş yıldönümü vesilesiyle 1987'de ürettiği otomobil. 3 litre, V8 çift turbo bir motora sahip. Maksimum hızı 338 km/s. 1315 adet üretildi ve 320 km/s hıza ulaşan ilk
Ferrari otomobiliydi.
İtalyanca "Kırmızı Kafa" manasına gelen "Testarossa" modeli Pininfarina tarafından 1984 senesinde ortaya çıktı ve 7 bin 177 adet üretildi. Otomobil tasarımına bakış açısını değiştiren Testarossa, 12 silindirli, 4943 cc'lik bir motora ve 390 beygir gücüne sahip. Maksimum hızı ise 290 km/s.
Ferrari'nin son dönemlerde hazırladığı en müthiş makine olan Enzo, firmanın kurucusu Enzo Ferrari'nin adını taşıyor. Yani ona kısaca "Enzo" deniliyor. 12 silindire sahip, 650 beygir güç üreten, 6 litre V12 motorla donatılan Enzo, 0'dan 100 km/s'ye 3.6 saniyede fırlıyor. Enzo, 350 km/s hıza ulaşabiliyor. F1'de kullanılana benzer 6 ileri sıralı şanzımana sahip Enzo'da vitesler doğal olarak direksiyon üzerindeki kulakçıklardan değiştiriliyor.
Solda: Ferrari tarafından ilk olarak F1 araçları için tasarlanan elektronik diferansiyel (E-Diff) ve süspansiyon ayarlarını, CST stabilite ve çekiş kontrol sistemini, E-Diff sistemini ve F1 şanzımanın vites değiştirme hızını kontrol eden direksiyon simidine monte edilmiş komuta düğmesi (Manettino).
"Ferrari, bildiği herşeyi tek bir otomobile koydu ve ortaya F430 çıktı."
"O gün İstanbul Park Pisti'nin boş tribünlerinde Ferrari'nin egzozlarının yoğun tezahüratı vardı."
- Ferrari'nin en başarısız F1 sezonu 1980 senesindeydi. Firma koskoca sezonda sadece 8 puan toplayabildi.
- Oldu da 599 GTB Fiorano'nun motoru yandı. Yeni motorun fiyatı 33 bin pound'dan fazla.
- Dünyanın en çok satan Ferrari modeli: 360 Modena Spider.
- Enzo Ferrari 14 Ağustos 1988 senesinde, 90 yaşında öldü.
- Ferrari'ler, Maranello'da tasarlanıp üretiliyor. Her müşteri, Carrozzeria Scaglietti kişiselleştirme programı ile aracını kişisel zevkleriyle uyumlu hale getirebiliyor.
- İtalyan mafyasına borcunu geri ödeyemeyen Enzo Ferrari'nin oğlu, Dino Ferrari'nin İtalyan mafyası tarafından zehirlenerek öldürüldüğü söylenir.
- Ford, 1963 yılında 18 milyon dolara Ferrari'yi satın almak istedi, ama başaramadı.
- Ferrari ilk yarışını 1949 senesinde İsviçre Grand Prix'inde kazandı.
- Enzo Ferrari'nin annesi ve karısı birbirlerinden nefret ediyordu. Buna rağmen Enzo, Modena'da bir villa aldı ve evi ikiye böldü. Bir yarısında annesi diğer yarısında karısı yaşayacaktı.
- Ford'un Ferrari tarafından hazırlıkları yapılmış, birçok masrafa girilmiş projesinin iptal olması ardından; Ford "Ferrari" projesine "Ford GT40" ismi altında devam etti. İki yıl deneme sonrasında, Ferrari'yi yarışlarda geçmesi de Amerikan otomobil yarışçılığının en büyük günlerinden biri olarak kabul edilir.
İşte dünyanın en tehlikeli şalterlerinden biri tam ortada duruyor. Bu otomobili Race moduna almak cesaret ister.
Detaylar, Ferrari F430'un en iddialı olduğu konuların başında geliyor. Muhteşem çizgileri, hava girişleri, jantları seksi bir kadın gibi. Çok ama çok seksi bir kadın!
"Sıkı, saldırgan bir kullanım, sol, sağ ve yine sola dönüşlerde kahkahalar, ani gaz hareketleri ve ortalığı kaplayan çığlıklar..."
En iyi at süren, en iyi silah çeken, bütün kadınlara sahip, ama yalnız tek kadını seven Steve McQueen ve onun 1963 model Ferrari 250 GT Lusso'su. Ferrari Berlinetta Lusso'dan sadece 350 adet üretildi. The Great Escape", "Pappilon" ve "Bullitt" gibi klasik filmlerde başrol oyuncusu olarak yer alan McQueen'e 250 GT'yi karısı Neile aldı. McQueen ve Lusso'nun aşk hikayesi birkaç yıl sürdü. Ardından araç egzozundan dumanlar çıkartıp ivmelenmekte zorlanıyordu. Bir kere tamire yollandı, ama efsane aktör artık ondan soğumuştu. Ferrari 250 GT Lusso, Kaliforniya'da çıkarıldığı açık artırmada 2.3 milyon dolara alıcı buldu. 1980'de 50 yaşında hayatını kaybeden McQueen, aracını 1973'te takas yaparak elden çıkarmıştı.
60'lı yılların Ferrari'leri imaj ve değer açısında 250 GT Lusso'nun etrafında toplanır.
"İlk çalışmadan itibaren V8'in çıkardığı sesler muhteşem. Yüksek bir viteste gazı köklediğinizde çıkardığı şimşek gibi ses ise destansı."
288 GTO Evoluzione
Ferrari'nin az bulunan ve muhteşem spor otomobilleri var. Bir de 288 GTO Evoluzione'si. En nâdir bulunanı ve en korkutucusu. Fikir 288 GTO'dan bir Grup B yarış otomobili yapmaktı. Standart 288 inanılmaz bir otomobil olsa da asla bir yarışçı olamamıştı. Evoluzione, Porsche 959'u pistte darmadağın etmek için tasarlandı. Ancak biz bu kapışmanın gerçekte olup olmadığını hâlâ bilmiyoruz. Grup B ralli yarışları sona erdirildiğinde bu otomobil tek başına yalnız kalmıştı. Birkaç tanesi özel koleksiyonculara satıldı ve unutuldu. Ta ki F40'ın doğuşuna kadar... Evoluzione tam anlamıyla insanı hayrete düşüren bir otomobil. 2855 cc, 650 beygir gücünde ve karbon fiber yarış kasasına sahip. Üstelik sadece 940 kilo. 1985 ve 1988 yılları arasında altı adet Evoluzione üretildi. Devasa turbocharger ve 1.7 bar'lık bir kuvvet. Vites kutusu ise bu süper otomobilin zayıf noktasıydı.
P4/5 Pininfarina
Elli yıl öncesinin 330 P3/4'ü yeniden tasarlandı. Zengin Amerikalı James Glickenhaus Enzo'yu aldı, Pininfarina'ya yolladı ve araca Jason Castriota tasarımı bir giysi giydirildi. 660 HP, V12 ve 6 ileri F1 şanzıman korunmuş. Ağırlığı azaltılmış ve aerodinamik iyileştirmeler yapılmış. Araç kesinlikle daha çekici hale getirilmiş. Glickenhaus'un bu Ferrari'si tam 6 milyon pound değerinde.
575 GTZ
Zagato ve Ferrari'nin yolları 12 yıllık ayrılıktan sonra bir kez daha kesişti. Zagato'nun tasarım şefi Noriko Harada, 2004 model Ferrari 575M'i aldı ve yeniden yarattı. 575, 250 GTZ'den ilham aldı. Şüphe götürmez ki Zagato'nun tasarladığı en güzel otomobillerden biri.
288 GTO Evoluzione
P4/5 Pininfarina
575 GTZ
Ferrari'nin bir ralli aracı olduğundan eminiz ki bir çoğunuzun haberi yok. 80'li yılların başlarında marka, 308 GTB Rally Car modeliyle Avrupa'da bir çok rallide boy gösterdi. Ferrari için Monte Carlo Rallisi'nde yarışmak abes olurdu. Şahlanan at karlı ve buzlu zeminlerde daha önce hiç denenmemişti. 1982'de 308 GTB, Monte Carlo'da yarıştı, ama bunun daha öncesi vardı. Hikaye 308 GT4'ün 1973 Ekim'inde tanıtımıyla başlıyor. Bu aracın tasarımı Bertone tarafından yapılmıştır ve Ferrari bununla birlikte arkada motor kullanmaya başlar. İki yıl sonra 308 GTB ortaya çıkar. Weber karbüratörlü, 3 litre bir V8 motorla donatılmıştır. Pozzi-Ferrari takımının meşhur pilotu Jean-Claude Andruet takım menajeri Daniel Marin'e 300 beygir güç ve daha düşük ağırlıkla Monte Carlo Rallisi'ni kazanabileceğinden bahseder. Marin, Maranello'ya ziyareti sırasında konuyu Enzo Ferrari'ye açar. Enzo ilk başta çekingen davranır. Sonuçta bağlı olduğu firmanın fabrika çıkışlı Fiat ve Lancia marka ralli otomobilleri vardır. Marin, Enzo'yu sonunda ikna eder ve 308 GTB standart bir araçtan ralli otomobiline dönüştürülür. Otomobil ilk başta İtalya'da bazı rallilere katılır. Sonuçlar iç açıcı değildir. Monza Rallisi'nde alınan üçüncülük moralleri az da olsa yerine getirir. 82'deki Monte Carlo Rallisi'nde Andruet aracı duvara çarpar ve yarışı bitiremezler. Bu yarışın ardından bir kaç yarışa daha katılan 308 GTB, sonunda yerinin 288 GTO'ya bırakır. Henri Toivonen ve yardımcı pilotunun ölümüyle sonuçlanan kazadan sonra, Ferrari artık ralli parkurlarında yer almayacaktır.
İnsan F430'un aynasını çıkarıp evinin vitrinine koymak istiyor. Stoplar için de aynı fikirdeyiz.
En son hatırladığım şey; İstanbul Park tribünlerindeki 70 bin seyircinin start-finish düzlüğüne çıktığımda "Onur, Onur, Onur" diye tezahüratlarıydı. Tam bu sırada fotoğraf editörümüz Dinçer'in "Hadi abi çok işimiz var, çalıştır şunu gidelim" demesiyle kendime geldim. Öyle bir otomobil ki F430, kendinizi kaybetmemek için savaş vermelisiniz. Bir iki ısınma turu attığımda çok temkinliydim. Özellikle günün sonuna doğru "cahil cesaretiyle" attığım hızlı turlar çok keyifliydi. Bunu söylememin nedeni güç ve fiyatın insanı korkutuyor olması. Herkesin rüyalarını süsleyen otomobille, İstanbul Park gibi bir pistte saatlerce baş başa kalırsanız ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz.
Onur Akçay
"Ferrari'nin sadece özel günlerde ve tatillerde kullanıldığı gerçeğini göz önünde bulundurursak F430 bu klişeye karşı çıkıyor, yeterli genişliği ve sürücü ile yolcusunu rahat ettirecek konforuyla her gün, her zaman kullanılmak isteyen bir otomobil." |