Yeni Linssen Grand Sturdy 40.9'u test etmek üzere Berlin'e uçmadan birkaç gün önce, 38 ft'lik bir spor-gezi teknesindeydik. Rüzgarlı bir gündü ve kötü hava şartlarına uygun kıyafetlerimizi giymiş, ölü dalgaları aşıp sert dalgalara süratle girmiş, serpintiyi yüzümüzde hissetmiştik. Daha sonra barda otururken, denizle ilgili en sevdiğimiz şeyin tam da bu olduğunu düşünüyorduk. Yoksa öyle değil mi?
Linssen'in 40.9'unda 110 beygirlik tek makine var ve tam yolda sekiz knot yapıyor, parampetlere yapışmanızı gerektiren bir süratten çok uzak. Buna rağmen, geçen yıl aralık ayında piyasaya sürülen modelin sipariş listesi 2010'a kadar dolu. Linssen ilk birkaç ayda 50 tekne sattı ve halihazırda ihtiyaca cevap verebilmek için Hollanda'daki fabrikanın kapasitesini artırıyor. Alıcılar emekliliklerinde daha ağırbaşlı bir motoryata geçiş yapmak isteyen yelkenciler değil. Bunlar, günümüzün çılgınca artan petrol fiyatlarını göz önüne alan ve Linssen'in tek makinesi ve çok daha düşük yakıt masraflarını mantıklı bulan kişiler. Diğerleri de pahalı teknelerle seyirlerin ve hızlı hayatın keyfini fazlasıyla çıkartmış, daha sakin alternatifler arayanlar.
İstanbul gibi koca bir şehirde ordan oraya koşuştururken Linssen'in 'Yavaşlayın, yaşamaya başlayın' sloganını kendi hayatlarımızda da benimsememiz gerektiği geliyor aklımıza. Berlin'in sakin kanallarında 7 knotla dolaşmak - belki de yatçılık esasında bu...
40.9, Linssen'in yenilikçi 9 serisinin en son ve en büyük teknesi. Yenilikçi, çünkü bir aile işletmesi olan şirket 2004 yılında bir risk alarak, tersaneye yeni üretim metodları getirdi. İlk ürün, geçmişte yaptığımız testlerde tam puan alan 29.9'du. Ancak tekne boyutlarının sürekli büyüdüğü piyasada Linssen'in 30 ft'lik bir tekneyle yetinmesi düşünülemezdi. Bir yıl sonra bunu 33.9 takip etti. Şimdiyse müşterilerinin talebine boyun eğerek daha da büyük bir model ürettiler. Bu, müşterileri için iyi bir haber. Ancak kardeşleri bu denli güzel ve takdirle karşılanan bir ailede yeni üye epey yüksek bir beklentiye cevap vermek zorunda.
Tüm 9 serisinde olduğu gibi bu tekne de iki farklı düzenlemeyle sunuluyor; Sedan ve Aft Cabin (Kıç kamaralı). Her ikisinin de bıraktığı ilk izlenim gayet iyi, ancak Sedan'ın alçak seviyedeki kıç havuzluğu ilk görünüşte daha davetkar. Satıcıların 'ponton cazibesi' diye adlandırdıkları, görenlerin durup-incelemeden geçemeyecekleri, gösterişli bir arka oturma grubu var. Burada oturup akşamüstü cin-toniğinizi yudumlarken, birkaç metre ötenizden geçenlerin hayranlık dolu bakışlarına maruz kalmak bile bu parayı ödemeye değer.
Ancak, kıyı seyrini sevenler daha çok bizim teste çıktığımız Aft Cabin modelini tercih ediyorlar. Alıcıların göz önünde bulundurması gereken ana farklılık AC'de üç, Sedan'da ise iki kamara olması. Her iki tekne de Gezi Tekneleri Yönetmeliği (RCD)B kategorisine girse de, kıç kamaranın sağladığı freeboard, soğuk sular için bir avantaj olacaktır. Ayrıca kıç havuzluk, kıçtan kara bağlanıldığında ekstra mahremiyet sunuyor.
Dünyanın her yerinde kanallar sakin seyir alanlarıdır ve kimse bu sükuneti bozmak istemez. Bu nedenle 40.9, Volvo Penta'nın sakin çalışan, 110 beygir, beş silindir D3 makinesiyle donatıldığından şanslı. Bu, aslında özel ayarlanmış bir otomobil motoru ve lüks otomobillerin inanılmaz sessiz çalışan motorları gibi, test boyunca sakin sakin mırıldanıyor. Boştayken çalıştığı zor anlaşılıyor; seyir süratinde ise rüzgarın sesi makineninkinden daha fazla. Bunun nedeni makine dairesiyle güverte arasındaki iki kat, kıç kamaradan oluşan mesafe ve Linssen'in ses azaltma tekniği ki buna, dört kanatlı pervane kullanımı, daha yumuşak makine takozları ve tüm 9 serisi modellerinde bulunan, rezonansı düşürmek üzere payanda üzerine yerleştirilen kum dolu sac kutular dahil.
40.9'un kendine özgü kıç havuzluğunda, neredeyse tamamen sessiz bir şekilde iskeleden ayrılıyoruz. Duyulan tek ses, karışık bağlanma yerimizden çıkarken kullandığımız kıç ya da baş manevra pervanelerinden yükselen kısa çığlıklar. Seyrimize başladığımızda, Linssen'in söylediği en ekonomik seyir sürati olan 7 knotta 2,400 devirle giderken, dümen pozisyonundaki ses seviyesi çoğu konuşmadan bile alçak olan 65 desibelde. Tam yol verip, 2,900 devirde 8.4 knota ulaştığımızda ise salon kesinlikle daha gürültülüydü, ancak dışarıda hayat aynı sükunetle devam ediyordu.
Linssen 40.9'da epey uzun bir salma var ki bu pervaneleri suyun altındaki pisliklerden koruyarak, düşük sürat seyrinde bile sürüşü kolaylaştırıyor. Kürekçilere ve küçük yelkencilere yol vermek için yavaşladığımızda gövde hemen cevap veriyor ve daha seri bir teknede gerekli olan dümen ayarlamalarını yapmamıza gerek kalmıyor.
Testimiz iç su yollarıyla sınırlıydı, ancak Berlin'in dalgalı göllerinin, baştan gelen dalgalarında Linssen'in tek omurgalı gövdesi sağlam bir platform sunuyordu. Alman temsilci, çift kişilik yatağın ortasına nazikçe bir şampanya kadehi ve vazo içinde çiçekler yerleştirmişti. Bu zarif süsleme, dümende ne yaparsak yapalım yerinden oynamadı. (sabitlenmemişlerdi - kontrol ettik). Aldığımız en önemli ders teknenin son derece oturaklı oluşuydu.
Sürüşde AC ve Sedan arasında çok az fark var. AC'de rüzgarlı bir marinada düşük süratle seyrederken rüzgarın tesiri biraz daha fazla hissedilse de, 40.9'un baş ve kıç manevra pervaneleri en telaşlı dümenciyi bile zorluktan kurtaracaktır.
İlk izlenim 40.9'un iç mekan konusunda başarılı olduğunu hissettiriyor. Üç basamağın hemen altında geniş ve harika bir salon alanı yaratılmış. Oturmak için iki ayrı masa var, her ikisi de en az dört kişilik. En gerideki masa iki kişilik yatağa dönüştürülebiliyor. Bu da iki yetişkini daha sıkıştırabileceğiniz ya da iki çocuğa rahatlıkla yer sunabileceğiniz anlamına geliyor. Teknenin tamamında pencereler geniş ve otururken dışarıyı rahatça izleyebileceğiniz yükseklikte. Sancaktaki pencere kanadı hidrolik olarak açılabiliyor ve havalandırma olanağı sunuyor. Açık renk ahşap işçiliği başarılı, bolca kullanılan raf ve dolaplar ev havası yaratıyor. Bunun en iyi örneği 29 bardak yuvası olan çekmece.
Mutfak geniş, kendiliğinden kayarak kapanan çekmeceleri, geniş bir lavabosu ve yeterli yemek hazırlama alanı var ancak daha çok teknede yemeyi sevenlerin tercihi daha büyük bir buzdolabı ve ocak olabilir.
Dekora bu denli dikkat edilmesine rağmen tavanlarda ucuz görünüşlü krem renk MDF paneller kullanıldığını görmek şaşırtıcı. Dikkatiniz bir kere buraya odaklanınca sürekli gözünüze batıyor ve onsuz çok şık olan iç mekanı bozuyor. Linssen panellerin çirkinliğinden habersiz gözüküyor ve müşterilerden bu konuda bir şikayet almadıklarını söylüyor. Belki böyle düşünen sadece biziz ve bu ayrıntı dışında, iç mekanı hayranlık uyandıracak ölçüde abartısız ve şık bulduk.
Kıç kamarada, ortaya yerleştirilmiş yatağın iki kenarı da açık, altında çekmeceler ve her iki yanında komodinler var. Kamaranın banyo bölümüne doğru yerleştirilen gardrop odasında askılıklar ve dört raf var, geniş duş bölümüyle birlikte kamara son derece konforlu hale getirilmiş.
Başta, konuklar için oldukça geniş yataklar, fazlasıyla dolap ve raf düşünülmüş ancak bu bölümde birkaç detay unutulmuş. İlk olarak, misafir kamaralarının ikisinde de başucu lambası yok. İkincisi ise dolap kapaklarının ayrı ayrı açılamaması, giysilerinize ulaşmak için öncelikle kapaklardan birini açmanız, daha sonra diğeri kapağın sürgüsünü içeriden çekmeniz gerekiyor. Son olarak, üçüncü kamara gayet geniş ve kapıda yeterli yükseklik olmasına rağmen bazı köşeler alçak. Mekanda mükemmelik için üreticiler, müşterinin başını vurabileceği yerlerde yumuşak kaplama kullanmalılar. Bizimki biraz detaycı bir yaklaşım olabilir, ancak 40.9' u uzun süreli bir gezi teknesi olarak düşünüyoruz ve bu ufak detaylar, teknede geçirilen zaman uzadıkça daha rahatsız edici olabiliyor. Teknenin genel havasına bakıldığında bunlar çok ufak detaylar ve sanırız iç mekanın en cazip karakteristik özelliğinin temiz ve sade hatları olduğunu söyleyebiliriz.
Misafir banyolarına, aynı zamanda genel kullanım düşünülerek, koridor ve baş kamaradan ayrı kapılar kullanılmış. Linssen burada da duş için geniş bir bölüm ayırmış. Bahsedilmesi gereken son nokta, merdivenlerin kaldırılmasıyla ortaya çıkan geniş ambar bölümü ki buradan sintineye rahatlıkla ulaşılabiliyor.
Test teknemizin güvertesi tik kaplanmıştı ve kıçta da son derece rahat L şeklinde oturma bölümü bulunuyordu, ancak bu iki özellik de standart olarak sunulmuyor. Standart teknede kıç güvertede oturma bölümü yok, dümen koltuğu ve aynı zamanda baş güvertede kullanılan ve son derece kullanışlı bulduğumuz kaymaz boya kullanılmış. Ayrıca bilinmesi gereken bir başka olumlu detay da dümen pozisyonunun gerisine kadar uzanan gölgelik, kapalı bir dümen pozisyonu olmamasını telafi ediyor. Ayrıca kıç yatırmasına kadar uzanan gölgelik geniş bir yaşam alanı yaratıyor ve kesinlikle tavsiye edeceğimiz bir seçenek. Test teknemizin güvertesinin tamamı mükemmeldi. Linssen 4mm kalınlıktaki sac üst yapıya beş kat boya uygulayarak, etkileyici ve kusursuz bir işçilik yakalamış. Ancak her şey yalnızca görüntüden ibaret değil. Sayısız küçük detay, kullanım kolaylığı üzerine de epey kafa yorulduğunu gösteriyor. Koç boynuzlarının ortasına bir çubuk eklenerek halatların boyaya sürtünerek aşındırması engellenmiş, su, yakıt ve pis su tahliyeleri yan güvertede düzgünce bir araya toplanmış. Dümenci de unutulmamış; dümen son derece sağlam, ahşap yerine hava koşullarına dayanıklı plastikten imal edilmiş, sabit kolçaklı dümen koltuğu gayet rahat ve uzun boylulara daha fazla yer sağlamak için geriye çekilebiliyor.
Ancak Linssen'in gözden kaçırdığı birkaç ufak detay mükemmel güverteyi yaratmalarına engel olmuş. İlki aslında çok ufak bir detay; dümen ve yan camların arasında kalan ve nispeten rüzgardan korunaklı alan. Bu bölüm misafirlerin rahatlıkla uzanarak dümenciyle sohbet edebilecekleri kadar geniş. Belki biraz şımarıkça bir beklenti ama buraya özel minderler koyulabilirdi.
Linssen'in ortalama müşterisi belki mayolarıyla dolaşabilecekleri bir güneşlenme bölümüne ihtiyaç duymuyor olabilir ancak teknenin kıç yatırmasında elektrikli bir pasarella olmadan rahatlıkla tekneye girip çıkabileceklerini düşünemiyoruz. Garip, ancak Linssen bu opsiyonu sunmuyor. Söylediklerine göre müşterileri bunu kendileri yaptırma eğilimindelermiş, ancak yeni teknesini bir an önce kullanmaya başlamak varken kimse bununla oyalanmak istemez. Akdeniz'de teknesi olan biri için ise pasarella olmazsa olmazdır.
Kıç yatırmasındaki merdivenlere bağlanan ve arka vardavelalara bağlı halatlarla manuel olarak indirilip kaldırılan pasarella seçeneği var. Bunu Linssen 29.9'da kullanmıştık. Özellikle de alargadayken yüzme platformuna geçmek için kullandığınızda epey zorlanıyorsunuz. Bu denli güzel bir teknenin sahibi rahatlıkla inip binebilmesine yardımcı olacak bir elektrikli pasarellayı tercih eder. Bu detaylara rağmen 40.9'un güvertesinin yarattığı izlenim son derece olumlu. Neticede tekne klas sahibi, güzel, sağlam ve aynı derecede kullanışlı.
Makine dairesinin bir tarafına geçiş salondaki hatch'den sağlanıyor. Eğer sürünerek diğer tarafa geçmek istemiyorsanız (ki bunu yapmanıza ancak yetecek kadar yer var), salon masasının altında ayrı bir hatch var, ancak biraz kullanışsız bir yöntem çünkü önce zeminden sökülmesi gerekiyor. Günlük kontrolleri yerine getirebilmek için tekne sahibi daha kolay olan diğer girişi kullanabilir. Burada Linssen'in kullanım kolaylığı üzerinde durduğunu görebiliyorsunuz. Tüm kontrol noktalarına erişim kolayca sağlanabiliyor, hortumlarda duble kelepçeler kullanılmış, yakıt tankı seviye göstergesi, otomatik yangın söndürme sistemi ve tekne karaya çekilip atıldıktan sonra oluşabilecek hava kabarcıkları için hava tahliye borusu var.
Tam boy 42ft 2in (12.85m)
Tam yol 8.4 knot
Test makinesi Tek 110hp Volvo Penta D3 dizel
365 bin Euro (Tek 110hp)
1, 40.9 AC test boyunca mırıldandı. Boştayken makinenin çalıştığını anlamıyorsunuz bile, seyir halinde rüzgar makinenin sesini bastırıyordu.
2, 40.9'la daha uzun bir seyir yapmayı isterdim. Teknenin buna uygun bir 'küçük gemi' hissi var.
Kamaralardaki geniş pencereler sayesinde havalandırma iyi, kullanılan ahşap hem sıcak hem soğuk çevre şartlarına uygun.
Krem tavan panelleri fotoğrafta güzel ancak yakından bakıldığında ucuz gözüküyor ve teknenin tamamındaki klas havaya uymuyor.
Modern, üretim odaklı Linssen tersanesinin, geçen yılkı modeli Grand Sturdy'nin muhteşem iç mekan işçiliğini yakalayamadığını söylemek haksızlık olmaz. Ancak, 9 serisinin önceki modellerle kıyaslandığında çirkin ördek yavrusu olduğunu söylemek de güç. Grand Sturdy 40.9 AC'de, Linssen'in daha fazla tekne üretmeye yöneldiğinin işaretleri olsa da bunun teknenin kalitesini etkilediğini söyleyemeyiz. Genel olarak 40.9 fevkalade çekici, kesinlikle uzun süre seyir yapmak isteyeceğim bir tekne. Gerçek anlamda kullanıma uygun "küçük gemi" hissini veriyor. Bunun nedenlerinden biri kullanışlı donanımı ve kaptan ve misafirlere güverte ve iç mekanda sunduğu alan. Ayrıca altınızda 6 milimetrelik sac bir gövde olduğunu bilmek de güven veriyor. Sac tekne üretimi zor ve zaman isteyen bir iş ve Linssen bunu örnek gösterilecek standartta gerçekleştirip ortaya mükemmel bir iş çıkarıyor.
Paranızın karşılığını alıyor musunuz? Bir yere kadar, gerisi ise sizin tekneler hakkındaki kişisel beğenize kalmış. Şahsi görüşüm paranızın karşılığını aldığınız yönünde, ancak 40.9 AC'nin özelliklerini beğenmeseniz bile yakıt sarfiyatı sizi ikna edebilir. Mil başına sarfedilen yakıt rakamlarını (tabloda görülebilir) okuduğunuzda etkileyici, ancak tek makine deplasman bir teknenin gerçek değeri yakıt istasyonunda cüzdanınızı çıkardığınızda gerçekten görülebilir. Çift makineli 42 ft'lik bir tekneyle kıyaslandığında bunun tamamen farklı bir deneyim olduğunu göreceksiniz.
Güzel görünüşü
Sürüş kolaylığı
Düşük yakıt sarfiyatı
Güçlü sac gövde
Muhteşem kıç güverte
Şık ve gösterişsiz iç dekorasyon
Salon pencereleri
Sessiz çalışması
Özel borda kuşakları
Elektrikli pasarella yok
Ucuz görünüşlü tavan panelleri
Sedan'ın 2.77m (9ft 1in) olan daha düşük borda yüksekliği ve freeboard'u, her ikisi de kıyı seyri için uygun olsa da, kanallarda kullanım için bu tekneyi AC'den daha cazibeli hale getirebilir. Bu modelde ekstra alan ve kıçtaki kamaradan yoksun kalıyor olsanız da neredeyse tek seviyedeki çok yönlü yaşam alanına sahip oluyorsunuz, eğer AC'nin kıç ve giriş merdivenleriyle uğraşmak istemiyorsanız bu da önemli bir nokta.
Salonun büyüklüğü hemen hemen aynı, ancak bu modelde mutfak, arkadaki oturma alanın tam karşısına yerleştirilerek içerideki dümen için yer açılmış.
Bir diğer başarılı nokta ise Linssen'in Variodeck'i. Esasen 2.1 metreye 1.5 metre genişlikte bir sunroof olan Variodeck salona alfresco (açık hava) bir görüntü veriyor. Serinin daha küçük teknelerinde sunrooflar tik. Ancak 40.9'a uyarlandığında çok ağır olacağından burada aluminyum kullanılmış. Hareket ettirmek için epey güç gerektirse de sıcak günlerde salon ve dümen bölümünde hava akımı sağlamak için değer.
|