Seyahat: New York benim evim...
Son altı senedir New York'ta yaşıyorum ve görünüşe göre bu hep bu şekilde devam edecek...
Bu ay New York'u yazmaya karar vermemin pek çok nedeni vardı: En önemlisi de bütün yaz ayrı kaldıktan sonra şehre duyduğum özlem. Diğer bir neden ise en sevdiğim mevsim olan sonbaharda burada olmak. Bu iki önemli etken bir araya gelince en büyük aşkım olan New York'u mutlaka sizlerle de paylaşmam gerektiğini farkettim.

Paris, İstanbul, San Francisco veya Londra kadar estetik açıdan güzel olmasa da, insanları telaşlı ve suratsız olsa da; dün arabadan kafamı çıkartıp gökyüzüne baktığımda gökdelenleri gördüm ve büyük bir mutluluk hissettim içimde. Bu şehir, kendine özgü enerjisiyle kendisini dünyanın geri kalan bütün şehirlerinden ayrı bir yere koymayı başarmış. En hoşuma giden yönlerinden biri ise, birkaç blok içinde yaşasanız bile her tarza hitab eden ve her türlü ihtiyacı karşılayan mekanları bulabiliyor olmanız.

Normalde buraya turist olarak gelenlerin gittikleri yerler ve yaptıkları belli başlı aktiviteler vardır. Ben size hem turist olarak gidilecek yerleri hem de benim ve arkadaşlarımın burada nasıl yaşadığını anlatmak istiyorum.

New York'un sundukları sınırsız... Ama bu şehre gelen herkesin faydalanması gereken en önemli fırsatlardan biri sanat dünyası. Burada yaşayanlar sanat galerilerini, müzelerdeki yeni exhibition'ları ve aktiviteleri düzenli takip eder. Belli olmaz, bir akşam yemeğinde kendinizi çok önemli bir kolektörün yanında yemek yerken de bulabilirsiniz. Durum bu olmasa da bu kadar görsel güzelliğin bir arada sunulduğu yerleri kaçırmayın. Tabii ki MOMA, METROPOLITAN, GUGGENHEİM, WHİTNEY ve NEW MUSEUM gitmeniz gerekenler arasında. Zamanınınz sıkışıksa MOMA ve MET'i mutlaka ziyaret edin. GAGOSIAN, RAMIS BARQUET, DIETCH PROJECT, OPERA güncel sanatta başta gelen ziyaret etmeniz gereken galeriler. Fakat her tarza göre yüzlerce galeri olduğundan benim önerim aylık çıkan Gallery Guide kitapçığından edinmeniz. Açılışlar genelde hem çok zevkli oluyor, her tarzda insanla konuşma fırsatı buluyorsunuz hem de etrafınız göz zevkinizi doyurucak tablolar veya heykellerle dolu oluyor. Biz geçen hafta katıldığımız 2 açılışta Dustin Hoffman, Leonardo di Caprio, Karolina Kurkova gibi tanınmış isimlerle karşılaştık ve kendi kolaksiyonumuza ekleyebileceğimiz birkaç eser aldık.

Sanatla çok da ilginiz yoksa ve gününüzü alışveriş, öğle yemekleri tarzında geçirmeyi tercih ediyorsanız yine uçsuz bucaksız seçeneğiniz var. Birçoğunuzun eminim önceden gittiğiniz veya adını duyduğunuz 5. Cadde ve Madison Avenue tabii ki iyi bir başlangıç noktası. BARNEY'S NEW YORK benim her sezon mutlaka birkaç kere uğradığım ve en favori yerlerimin başında geliyor. Bütün dünya markalarının bulunduğu bu 2 cadde her türlü seçeneği sunuyor. Tabii ki BERGDORF GOODMAN, HENRY BENDEL yine uğranması gereken diğer department storelar. SAKS FİFTH AVENUE ve BLOOMINGDALES de alışveriş için iyi seçenekler. Hepsi Uptown'da bulunduğu için alışveriş sırasında mola vermek isterseniz benim her zaman gittiğim BOTTEGA DEL VINO'da harika bir öğle yemeği yemeyi ve şehrin en meşhur cappucino'sunu içmeyi ihmal etmeyin. HARRY CIPRIANI de hemen köşeyi dönünce. Ya da AMARANTH veya BIL BOQUET'te dışarıda oturup şarabınızla birlikte gelip geçeni de izleyerek yemeğinizi yiyebilirsiniz. Eğer ayak üstü bir şey tercih ederseniz TERREMARE'nin lezzetli sandwich'lerini denemek de ayrı bir seçenek. Ya da her köşe başında bulunan Hot Dog arabalardan birinde New York'un meşhur hot dog'larından deneyebilirsiniz. Eğer daha upscale ve klasik tercih ederseniz La Grenouille'de asilzadeler gibi muamele görebilisiniz. (Geçen ay Vanity Fair, La Grenouille ve tarihi ile ilgili sayfalar ayırdı.)

Saymakla bitiremeyeceğim kadar çok seçenek olduğu için ben size favorilerimi sundum. Fakat tabii yol üstünde hoşunuza giden başka bir yer görürseniz hiç çekinmeden girin, eminim iyi olacaktır.

Hazır uptown taraflarındayken CENTRAL PARK'ta yürüyüş ya da hava güzelse piknik yapmadan da dönmeyin, hatta faytonla tur bile yapabilirsiniz. Aslında çok turistik gelse de ben sık sık elime kahvemi alıp faytonla gezinirim.

Simdi gelelim donwtown taraflarına. Burası da; East Village, Lower East Side, Nolita, Soho, Meatpacking, Tribeca ve Chelsea olarak birkaç parça neighborhood olarak ayrılmış, gece hayatının daha çok buralarda yaşandığı ve birçok meşhurun da evlerinin bulunduğu bölge. (Sarah Jessica Parker, Anna Wintour, Robert de Niro bunlardan birkaçı). Ben SOHO'da yaşıyorum o yüzden genelde günlük hayatım bu bölgeler arasında geçiyor.

Soho'dan başlayalım. Yine birçok alışveriş seçeneği var. SPRİNG, PRINCE, WEST BROADWAY, BROOME, BROADWAY sokaklarında gezinip bir bir dükkanlara girip çıkın. Benim haftada en az 3-4 defa gittiğim BaAR PİTTİ'de mutlaka yemek yeyin. Bence şehrin en iyi İtalyan'ı... Yan masanızda Beyonce ve Jay-Z, Lındsay Lohan veya herhangi bir ünlü görmeniz büyük olasılık. Meşhur biri olmasa bile New York'un genç ve hip insanlarını göreceksinizdir. Genelde birçok masa birbirini tanır ya gece hayatından ya da oranın devamlı müşterileri olduğundan yüzler tanıdıktır. Eğer orda yer bulamazsanız hemen yanındaki Da Silvano'ya geçin. Hazır Soho'dayken Cipriani Downtown'da birer bellini için. Oradan Bleecker caddesi üzerinden yürüyerek West Village'in içlerine doğru ilerleyin. Sağlı sollu dükkanlarda oyalanırken SANT AMBROEUS da yine muhteşem yemek yemek için bir opsiyon... Biz genelde pazar günü kahvaltılarımız için orayı seçeriz. Yine West Willage'da bizim akşam yemekleri için gittiğimiz favori yerlerimizden biri olan COMMERCE gerçekten harika bir menüye sahip. Bleecker üstünde dümdüz yürürseniz sizi Meatpacking District'e çıkaracaktır. Adından da anlaşılacağı gibi bu bölgede etlerin toplanması ve dağıtımı yapılıyor. New York'a yeni taşındığımda burada sadece Pastis restaurant ve Lotus gece kulübü vardı. Gece clubdan çıktıktan sonra et kamyonları çoktan bölgeye gelmiş olurdu. Bugün ise gece hayatının kalbinin attığı bölgelerden biri haline geldi. Aynı zamanda bir sürü restaurant ve Alexander McQueen, La Perla, DVF, Scoop ve onlarca farklı markanın dükkanlarının bulunduğu Meatpackin'de JEFFREY'e de uğramayı unutmayın. Çok iyi ayakkabı bölümü olan mağazada birçok önemli designer'ın ürününü bulmak mümkün. Diane Von Furstenberg de ofislerini buraya taşıdı.

Cumartesileri gündüz partileri için BAGATELLE'de bangır bangır müzikle eğlenebilirsiniz. New York'la ilgili size verebileceğim en önemli tavsiye her yeri yürüyerek keşfetmeniz. Çünkü her sokakta her bölgede yüzlerce farklı seçenek karşınıza çıkıcaktır ve ancak yürüyerek bu şehri tanıyabilirsiniz. Meatpacking'i bitirdikten sonra Chelsea taraflarına doğru ilerlerseniz birçok güncel sanat galerisi karşınıza çıkıcaktır. Yalnız alışveriş için NOLITA'dan bahsetmeden geçemeyeceğim. Soho'nun birkaç blok ötesindeki bölgeye verilen isim Nolita. Mulberry, Elisabeth, Mott caddelerini kaplayan bu bölgede ufak ufak yüzlerce butik bulacaksınız. Uğramadan dönmeyin.

Gelelim akşam yemekleriniz ve eğlencelerinize. Akşamları La Esquina'yı özellikle tavsiye ederim. İlk bakışta büfede taco satan sıradan bir yer görseniz de içinde yeraltına inen özel bir kapı vardır ve mutfaktan mekana geçip New York'un en iyi restaurantlarından birine ulaşacaksınız. Meksika tarzı ağırlıkta olan mutfağı gerçekten de inanılmaz lezzetli. Benim bir diğer düzenli gittiğim yerlerden biri de Mr. CHOW TRİBECA. Haftada en az 1 gittiğimiz restaurant'ın bir branşı da upton'da bulunuyor. Fakat Tribeca'daki yeri daha gençlere hitap ediyor ve insanları seyretmesi daha zevkli oluyor. New York'un vazgeçilmezleri mankenler de boy boy farklı masalarda oluyor. Aklınızda bulunsun menü isterseniz çok bozuluyorlar, masaya gelecekleri onlara bırakın zaten her şey çok lezzetli, menu görmediğiniz için de hesap da kafalarına göre genelde değişiyor ama inanın yemek sonunda ne öderseniz ödeyin değdiğini düşünüceksiniz. Tabii ki Cipriani Downtown'da yemek yemeden gitmeyin. Roberto Cavalli, P. Diddy ve birçok meşhurun sürekli gittiği restaurant'ta mutlaka tanıdık bir yüz göreceksiniz. Ama son zamanlarda popülerliği en meşhur olan yer Waverly Inn. Rezervasyon için arayabileceğiniz bir numara yok. Ancak sahiplerinden birini ya da managerlardan birini tanıyorsanız rezervasyon yapabiliyorsunuz (Ortaklarından biri Vanity Fair dergisinin editörü olan Greydon Carter) . 1 gün önceden kendiniz gidip rezervasyon isterseniz duyduğuma göre gayet yardımcı oluyorlar. Geçen hafta gittiğimizde Martha Steward'ı sarhoş çıkarken, P. Diddy'i yeni kız arkadaşıyla yemek yerken ve Maroon 5 grubunu etrafı izlerken gördük. Yarın akşam biz yine oraya gidiyoruz. Mutlaka siz de gidin. Sushi için tabii ki NOBU'yu öneriyorum. 3 ayrı lokasyonu olan Nobu'nun ben en çok 57. caddedeki yerini tercih ediyorum. Fakat BOND STREET ve GEİSHA da NOBU kadar iyi seçenekler. Bowery Hotel'de yeni açılan GEMMA yine popular bir yer. Fakat benim gerçek bir New York favorim olan FREEMAN'S atlanmaması gereken yerlerden. Daha bohem kalabalığa sahip olan Freeman's hafif gizli kalmış olsa da her zaman aşırı kalabalık ve 6 kişinin altında rezervasyon almıyor, o yüzden ayakta beklemeye hazır olun.

Gece hayatına gelince seçenekler sınırsız. Benim en sık gittiklerim GOLD BAR, ROSE BAR, 1 OAK ve CİPRİANİ UPSTAİRS. Bu sene yeni açılan BİJOUX da favorilerimden biri olacak gibi gözüküyor. GOLD BAR'ın duvarlarını altın renginde kafatasları ve enteresan resimler doldururken, Gramercy Park Hotel'in içinde bulunan ROSE BAR milyon dolarlık tablolarla süslemiş. Girmesi hiç de kolay olmayan bu yerlere gitmek için New York'taki tanıdıklarınızdan yardım istemeniz uygun olacaktır. Yoksa erken saatlerde, düzgün giyinmiş ve doğru 'attitude'u takınmış olarak gitmenizi tavsiye ederim...

Otellere gelince, her şeyde olduğu gibi burada da sınırsız seçenekler var. En popüler olanları GRAMERCY PARK HOTEL, MERCER HOTEL, SOHO GRAND, BOW ERY HOTEL, ST REGİS, PİERRE. Bunlar genelde pahalı olsa da daha uygun bir sürü seçenek de var. Sanırım benim önerebileceğim W Hotel olacaktır.

Aslında New York'la ilgili değil birkaç paragraf birkaç kitap yazabilirim ama size kısaca gidilebilecek yerleri yazmaya çalıştım. En önemli tavsiyem eğer şehri çok iyi bilmiyorsanız alın elinize haritayı ve her gün bir bölgeyi keşfetmek üzere yürümeye başlayın çünkü New York en iyi yürüyerek tanınır.