Peki neler yaptınız bu sene? Nasıl geçti? Yapmak istediklerinizi, arzularınızı gerçekleştirdiniz mi? Yoksa aynı şekilde başlayıp aynı şekilde mi devam ettiniz ya da daha mı kötüye gitti her şey ya da daha iyi mi oldu? Kendinize, kendi içinize dönüp iç hesaplaşmanızı yaptınız mı?
Hala insanları yaşanan olayları suçlamaya yargılamaya devam ediyor musunuz?
Ben neredeyim nereye gidiyorum olmak istediğim yerde miyim? Kendi istediğim hayatı mı yoksa ailemin ya da çevremin benim için uygun gördüğü hayatı mı yaşıyorum? Yaşamımda neler değişti bunların bana ne etkisi oldu, neler öğrendim, kimler geldi kimler gitti? Kazandıklarım, kaybettiklerim neler oldu? Mutlu muyum kendimden, yaptıklarımdan memnun muyum dediniz mi hiç?
Bütün bu soruları kendinize sormanızı isterken ne kadar becerikli olduğunuzu, ne kadar başarılı ya da ne kadar başarısız olduğunuzu, ne kadar güçlü ya da ne kadar güçsüz olduğunuzu ne kadar değerli ya da ne kadar değersiz olduğunuzu vs... vs... vs... sorgulatmak değil amacım...
Bu harika yaşam yolunda istediğiniz arzu ettiğiniz kişi misiniz ve o yolda mısınız? Siz kendiniz misiniz? Ruhunuz huzurlu mu? Bu yaşamın hakkını vererek mutlu bir şekilde yaşayabiliyor musunuz? Kendinize bunu sormanızı istiyorum...
İstediğiniz ve arzu ettiğiniz hayatı layiğiyle mutlu bir şekilde yaşıyorsanız şükredin, kendinize yaşama, yaşamınızdaki tüm kişilere teşekkür edin; ama "hayır ben istediğim hiç bir şeyi bu yaşıma kadar gerçekleştiremedim, hiçbir isteğim olmadı, mutsuzum" diyorsanız, kendinizi yeniden yaratmaya hazır mısınız? Çünkü şimdi tam zamanı...
Aralık ayının bu son günlerini en mükemmel şekilde kullanın... Şu an itibarıyla yeniye geçmeye hazırlanın... 2009 yılına eski sen olarak değil yeni ben olarak girin...
Kim olduğunuzu hatırlayarak, gerçek gücünüzle, gerçek potansiyelinizle var olarak başlayın yeni yıla.
Şimdi sizlerle yeni bir başlangıç yapacağız... Yapmış olduğumuz bu yeni başlangıç kendinizle başlayacak ve gerçekleşen bu değişim önce yaşamımıza, sonra ailemize, çevremize, ülkemize ve tüm dünyaya yayılacak...
Hepinize sorsam hepinizin anlatacak müthiş hikayeleri, olumlu veya olumsuz yaşanan kendinizi zirveye taşıdığınız ama orada kalmayı başaramadığınız ya da kendinizi dibe batırdığınız yaşanmışlıkları, deneyimleri var bunu biliyorum ama hayallerinizin olduğunu da biliyorum... Hayallerinizin olup ama nasıl olacak diye kendinize koymuş olduğunuz engelleri de görebiliyorum?
Yapmamız gereken ilk şey; bugüne kadar yaşanan her ne ise olduğu gibi kabul etmek, kabullenmenin gücüyle özgürleşmek, yaşanan her şeyden öğreneceğimiz dersleri öğrenmek ve artık geçmişimize veda etmek, geçmişe tutunmayı, geçmişi yeniye yeni yaşamımıza taşımayı bırakmak...
Aslında bu dünyaya gelirken de bir anlaşma yaptık... Tıpkı bu yaşamda yapmış olduğumuz evlilik anlaşması, iş anlaşması, kira anlaşması, ödeme anlaşması gibi... Oyunu kurduk... Bize çok güzel armağanlar verildi... Seçim hakkı ve yaratıcılık armağanı... Yaşamında mutsuz olduğunda oyununu yeniden kur, kendini yeniden yarat, kim olduğunu hatırla ve kendin ol... Tüm yaşamlarının şerefine bu yaşamda mutlu ol, ruhun huzur ve şifa bulsun dendi... Anlaşma yapıldı ve yaşamda yerimizi aldık... Aslında çocukluğumuzda konuşmaya başladığımız andan itibaren zihnimizle gördüklerimiz bize yapılan davranışlarla anladıklarımız doğrultusunda kendimizi yaratmaya seçimler yapmaya başladık... Geliş amacımızı unutarak burada oynanan oyuna büyüklerimizin oynamış olduğu oyuna dahil olduk... Kendimizi kendi değerimizi bize verilen hakları unutarak yapmış olduğumuz bu seçimlerde aman ailede huzursuzluk çıkmasın, arkadaşlarımı - işimi - paramı kaybetmeyim, yalnız kalmayım vs... dediğimiz korkularımızın bizi yönetmiş olduğu seçimlerde oyun içinde oyunlar kurduk. Bize ait olmayan seçimler yaptık... Aslında seçim hakkımızı farklı kullandık... Sınırlarla ve kurallarla doldurulmuş olan yaşamın içinde yapmış olduğumuz şeçimler olduğu için mutsuz olduk... O yapılan seçimler ile hala şu anki hayatınızda sorgulamalar üzüntüler ve acılar yaşıyorsunuz... Size ait olmayan seçimler olduğunu görmek adına aynı oyunları tekrar tekrar yaşıyorsunuz... İşte buna kader diyip işin içinden çıkmaya çalışıyoruz ama çıkamıyoruz... Kendimize "sen ne istiyorsun ne yapmak istiyorsun" sorusunu sorma cesaretini bile kaybettik... Ya ailemize, çevremize işimize uygun olmayan bir isteğimiz olursa diye korktuk durduk... Çünkü gerçek bize hep bağırdı... İçindeki ses hep sana seslendi... İçindeki ses sana sanatçı ol dedi ailen sanatçılar sürünür aç yaşarsın dedi... İçindeki ses sana bu senin yapmak istediğin iş değil işini değiştir dedi... Çevren sana belanı mı arıyorsun kariyerin de, kazandığın para da süper dedi... İçindeki ses sana yaşamını geçirmek istediğin insan bu değil dedi çevren veya yaşamla ilgili senin korkuların boş ver daha iyisini mi bulacaksın, yoluna devam et, eşin çocukların var mı var dedi... İçimiz bize hep yol gösterdi ama hep onu susturduk... Uygun olmayan aslında bugüne kadar bize ait olmayan bir yaşam yaşadık... Ailemize ve çevremize göre saygın olunan, onaylanan ve sevilen kişilikler yarattık... Hiç kendimize sen ne istiyorsun diye sormadık... Başkalarının isteği hep çok önemli oldu... Bebekken hak olarak gördüğümüz sevgi ve onayı büyüyünce sandık ki sevgiyi almak için isteklerimizden vazgeçip başkalarına göre yaşamak gerekiyor... O kadar çok sevilmek ve onaylanmak istiyorduk ki kendi isteklerimizi, arzularımızı hep susturduk... Arzular, istekler, hayaller içimizdeki o ses susturuldukça üstü örtüldükçe içimizde isyanlar başladı... Önce kendimize sonra çevremize, yaşama kızdık, küstük öfkelendik...
Kendi isteğimize ve arzularımıza göre hareket edersek bencil olmakla suçlanmaktan korktuk.
Canımızı acıttık ve o sesi dinlemediğimiz müddetçe acıtmaya da devam edeceğiz...
İçimdeki ses sevginin sesi ben bunu bugüne kadar yok saydıysam, hep üstünü örttüysem, başkalarına göre yaşayarak kendi içimdeki bu hazineyi kapatmışsam ona nasıl ulaşacağım şimdi onunla nasıl irtibata geçeceğim?
O ses senin, bu hayatta ne yaparsan çok mutlu olduğunu bilen ses... O ses ihtiyacın olduğunda, yanında kimse olmadığında, sen ağlarken bir anda sana rahatlık ve huzur veren, ilhamlar veren, bir anda sana güzel fikirler sunan, bir anda sana o yoldan değil bu yoldan git deyip seni kaza yapmaktan koruyan, bir anda evden çıkartıp depremden koruyan, senin için uygun olmayan bir toplantıya geç gidip mutsuz olacağın bir işe başlamana engel olan ama senin kızdığın o ses, seni bir anda yataktan kaldırıp evde açık bırakmış olduğun ocağı kapatmana yardım eden, o ses bitir bu ilişkiyi mutsuz olma diyen, o ses bu ödemeyi yap parasız kalmazsın diyen, o ses borsaya girmeni engelleyen, o ses güvenmeni söyleyen ses, o ses sana hep güzel mesajlar veren ses, o ses olman gereken yerde olmanı, yapman gereken işi yapmanı sağlayan ses, o ses seni yönlendiren sana mutlu bir hayat yaşatmaya çalışan seni koruyan kollayan sana yol gösteren ses... O kadar çok şey söylüyor ki o ses... Yaşamın gürültüsünde, korna sesleri içinde, korkuların, endişelerin, öfkenin kızgınlığın içinden bağırarak seslenen o ses bugüne kadar kaç defa dinlendi... O ses duyulduğunda kaç defa sen değil ben bilirim dendi... O ses sana seslendiğinde kaç defa nasıl olacak canım ben bunu nasıl yaparım yapamam beceremem hak etmiyorum diye susturuldu... Şimdi o sese güvenme zamanı... Çünkü o sevginin sesi... Gerçeğinin sesi... Senin kendini yeniden yaratmanı sağlayacak olan ses...
Kendine, kendi değerine tam olarak sahip çıktığında kendinle barıştığında, beden, ruh ve zihin bütünlüğünü sağladığında, o sesi tam olarak duymak için kendine zaman ayırdığında, yaşamın getirmiş olduğu kural ve sınırlamaları korkuları endişeleri bıraktığında kendine, yaşama, akışa güvendiğinde işte hayallerinde olan ama senin için bu evrende hazırlanmış olan o muhteşem hayatı yaşamaya başlayacak hep dışarıda aramış olduğun o huzuru, içindeki o sevgiye ulaşarak o sesi dinleyerek ve yaşamına geçirerek bulacaksın... Sadece kendine izin ver...
O sevginin sesi öyle bir ses ki senin bildiğin, bu hayatta gördüğün bir sevgi değil, tanımlayamazsın, bilemezsin çünkü onun sınırı, kuralları yok... koşulsuz sevginin sesi... Senin hayal sandığın ama gerçeğin olan yaşamının sesi... Huzurun sesi... Mutluluğun sesi... Gerçeğinin sesi... Senin için arzu edilen hayatın sesi... O senin gerçek sesin... Senin şarkın... İşte o sensin...
Öncelikle bugüne kadar görmezden geldiğin bedeninle ilgilen... Bedeninin sesini dinle... Neye ihtiyacı varsa onu gerçekleştir... Bakımlarını yaptır... Sev onu... Teşekkür et bedenine... Seni bugüne kadar taşıdı ve daha çok uzun zaman seninle olacak... Bu yüzden çok iyi bak ona... Masajlar yap kendine... O özeni göster ona... Işıl ışıl parlat onu... Tıpkı arabana, evine yaptığın gibi... Ama sadece dışına değil... Tüm organlarına teşekkür ederek güzel besinlerle besle bedenini... Uzun süreli olmasa bile haftanın bir iki günü detoksla temizle bedenini... sebze ve meyveyle besle kendini... Rahatlat bedenini... Sabahları kediler gibi gerinerek başla güne... Sıkışmış olan enerjini at bedeninden... Esne... Yürüyüş yap... Spor yap... Bedenine gerekli değeri ver... Seni seviyorum de bedenine ve hep teşekkür et ona... Bugüne kadar görmezden geldiğin için özür dile ondan...
Ruhunu dinlendir... Seni rahatlatan güzel müzikler dinle... Meditasyon yap... Kendi içindeki o sevgiyle buluşmak adına küçük bir meditasyon bile olabilir bu... Gözlerini kapat... Kalbine odaklan... Küçük bir kıvılcım hisset göğsünün ortasında...Bu sevginin kıvılcımı olsun... O sevgiyi hisset... Pembe bir ışıkla doldur orayı sonra tüm bedenine yay onu... Oturduğun koltuğa, odana, evine, yaşadığın semte şehrine ülkene ve en son dünyaya gönder o sevgi ışığını... İçimden sevgi aksın, içimden sevgi aksın diye tekrarla sessizce... Tüm dünyaya yay sevgini... İçindeki sevgiyle bir ol... 5 -10 dak.lık bu meditasyon bile seni rahatlatacak sevginle buluşturacak... İçine o huzuru verecek...
İstersen dualar oku, zikirler yap ne yaparsan yap ama ruhunun sesini dinle, rahatlat onu... Tüm zamanlardan dünyadaki tüm karmaşalardan özgürleştir onu...
Zihnin seninle devamlı konuşuyor... Sana o kadar çok şey söyledi ki bugüne kadar korkularını endişelerini yansıttı tüm hayatına... Yaşamındaki insanlardan aldıklarınla öğrendiklerinle senin de yaşamış olduğun deneyimlerle sana yapamazsın başaramazsın dedi... Geçmişteki örnekleri getirdi koydu önüne... Şimdi düşüncelerinin duygularının kaptanı sen ol ve yönet düşüncelerini... Sana olumsuz yaptığı her hatırlatmasına, o geçmişte kaldı de... Şimdi ben yeni bir hayata sevgiyle başlıyorum diye seslen ona...
Olumlamalar yaparak eğit zihnini... Hep olumlu onaylamalar söyle gece sessizce uykuya dalarken, sabah ilk gözünü açıp yataktan kalkmaya hazırlanırken zihnin daha konuşmaya başlamadan sen komutan olarak ele al onu... Günün her anında güzel düşünceler ek zihnine... Kendini, gününü yeniden yarat... Her gün yeni bir gün, yeni bir başlangıç olduğunu bilerek başla yeni güne... Geçmişini bir önceki günde yaşadığın felaket senaryolarını önüne getirmesine izin vermeden eğlen kendinle, komutan benim de ona... Siz askerler olarak dediklerimi yapmak zorundasınız... Şimdi sıraya girin, emirlerime uyun diye seslen zihnine...
Ben bu yaşamı en güzel şekilde yaşamayı hak ediyorum... Başarılı olmayı, mutlu olmayı, zengin olmayı, mutlu ve keyifli bir şekilde en harika işte çalışmayı, sevgi dolu harika bir evliliği, yaratıcılığımı en güzel şekilde kullanmayı gerçek potansiyelimle var olmayı hak ediyorum vs... vs... Kendime bunun için izin veriyorum ve bu yaşamımda tüm yaşamlarımın şerefine bunu gerçekleştiriyorum. İçimdeki gerçek sevgiyle, sevgide kalarak sevgi dolu yaşamı sevgi dolu insanlarla, sevgiyle yaşamayı seçiyorum diye zihnine ver emirleri... Bütün bunları yüksek sesle söyle... Evrene bağır duyur seni... Ne kadar kararlı olduğunu göster evrene... Her an yap bunu... Arabada, evde işte hep bu bilinçte ol... Kendini yeniden yaratırken üstündeki o atıllığı at... Kendini nasıl görmek istiyorsan öyle var ol... Ben sevgiyim... Ben huzurum... Ben mutluluğum ben zenginliğim... Ben sağlığım... Ben başarının ta kendisiyim de... Sen en iyisini hak ediyorsun... Hep bunu hatırla... Vermiş olduğun her karar için, başkalarına söylediğin her söz için dön içine bak... Kendine şunu sor: "bu beni mutlu ediyor mu bana huzur veriyor mu?"
Senin gerçeğin sana huzur veren seni yükselten içine coşku veren kararlar ve sözler olmalı... Ruhun huzurla dolmalı... Seni rahat ettirmeli... Bunlar yoksa, içinde sıkıntı veren huzursuzluk yaratan bir şeyler varsa arzu ettiğin yolda değilsin... Bu da senin ipucun olsun...
Hedeflerini yaz, her ay hedeflerini, bu yaşamdaki tüm isteklerini yaz çiz yenile değiştir..oku onları her gün hatırlat arzularını isteklerini kendine..nasıl bir yaşam yaşamak istiyorsan içindeki ses sana bunu söylerken dinle onu...
Hayal et... Zikret ve inşa et... Hayallerini gerçekleştir... Adım at... Harekete geç... Unutma hayal edebiliyorsan gerçeğin olan, senin için arzu edilen hayatı hayal ediyorsundur... Görmeyi, bilmeyi, anlamayı, gerçekleştirmeyi seç... Seçim yap her gün...
İzin ver kendine... Sen kendinle barıştıkça, kendine sahip çıktıkça, içindeki sevgiyle bir oldukça, kendi canını acıtmayı bıraktıkça yaşam sana tüm nimetlerini verecek... İşte o zaman hayallerindeki o harika yaşam gerçeğe dönüşecek... Bunu ancak sen yapabilirsin...
Çünkü,Tanrı'nın sana sözü var... Bu hayatı en güzel şekilde yaşaman için... Ruhunu şifalandırman, huzurla doldurman bu hayattan en güzel şekilde keyif ve mutluluk duyman için... Tanrı sana söz verdi... Bu sözün gerçekleşmesi için önce kendi önünden çekil... İçindeki sevgiyle bir ol... Kendine teşekkür et... Yaşama teşekkür et... Şükret... Kendin için yapman gereken adımları at... İçindeki o muhteşem sesi dinle... Kendini gerçekleştir... İçindeki o muhteşem gücü dışarı çıkar... Her adım attığında tüm destek seninle olacak, korkma yalnız değilsin... Çünkü Tanrı verdiği tüm sözleri tutar...
Yeni yıla doğru geri sayım başladı... Bu geçişi en güzel şekilde yapabilirsin... Cesaret ile adım at... Değişimlere aç kendini... Değişimlere güven... Yaşam, doğa değişirken sen de değiş... Kendini yeniden yarat... Özgürleştir kendini... Farkındalıkla yaşa... Kendine, insanlara, yaşama olan sevgin, inancın ve güvenin sana tüm hazinenin kapısını açacak...
Kendin ol sadece... Sen ol... Hazineye uzat elini... Al gerçeğini... Destek sonsuz...
Kendi içindeki o ışığı o sevgiyi dışarı çıkar... Yardım bekleyen çok insan var... Sevginle, duruşunla, varlığınla yay o ışığı, karanlıkta kimse kalmasın aydınlat tüm yaşamını ve tüm dünyanı...
Çünkü sen sevgisin... Sen sevilensin...
Hadi uyanın artık... El ele yan yana birbirimizi destekleyerek ve parlayan ışıklarımızla, şarkılarımızla tüm dünyamızı aydınlatarak var olalım...
Yeni başlangıçlara ışığımız ve sevgimizle merhaba diyelim...
Keyifle ve harika bir şekilde yaşanan, yeni başlangıçlar yapan, kim olduğunu tam olarak hatırlayan, yenilenen insanlarla dolu ışıl ışıl parlayan bir ay diliyorum...
Hepinize kocaman sevgiyle sarıldım...
Mutlu seneler...
Sevgiyle kalın...
Füsun Paşa
Yaşam Koçu
Livcon International Certified Coach
fusun.pasa@mailmedianetwork.com |