fusun.pasa@mailmedianetwork.com  
2009'da Yeniden Başlayın!
Yeni bir yıl... Yepyeni başlangıçlar...

2009, kendinizi yeniden yaratmak ve sevginizi, ışığınızı tüm dünyaya yaymak için harekete geçtiğiniz yıl olsun... Bu tüm dünya için yeni bir başlangıç olsun...

Şu an sizi mutsuz eden, hayallerinizin gerçek olmasına engel olarak gördüğünüz ne var? Yaşamınızda neyi değiştirirsiniz? İşinizi, eşinizi, maddi durumunuzu, evinizi, arabanızı arkadaşlarınızı vs... vs... Şu an bütün bu saydıklarım olsa ve hayallerinizdeki gibi bir yaşamınız olsa çok mutlu olursunuz değil mi? Peki bütün bunlara sahip olan kişiler şu an neden mutsuz sizce? Neden huzursuz? Neden hala bir şeylerin arayışı için de?

Birçok insanın hayal ettiği hayata sahip olan bir çok danışanım var... Dünya seyahatleri yapan, parayı harcarken asla düşünmeyen, yaşamında dostları olan, sevdiği bir eşi olan, inanılmaz güzel evlerde oturup dünyada sayılı olan arabalara binen, çok sağlıklı olan, işinde mükemmel başarılara imza atan en başarılı yönetici ünvanları alan, krizden hiçbir şekilde etkilenmeyen vs... insanlar bunlar, ama mutsuzlar... Neden?

Hedeflediğimiz bir şeye sahip olduğumuzda neden hemen hevesimiz geçer? Birkaç zaman sonra sanki onu deliler gibi isteyen biz değildik ya da onu elde etmek için deliler gibi çalışan ve bu yüzden bir çok şeyden fedakarlık eden biz değildik, ne oluyor da sahip olduğumuzda değerini yitiriyor... Eksik olan ne? Tamamlanmayan ne?

Yaşamış olan insanlardan size örnekler veriyorum; her şeye sahip olan ama yine de mutsuz olan insanlar bunlar... Bir çok insanın özendiği, hayallerini süsleyen hayata sahip insanlar bunlar... Bir şekilde hedeflerinizi gerçekleştireceksiniz ama içinizdeki duygular değişmeden anlamsız, sadece maddi hedeflerin gerçekleştiği, özde her şeyin aynı olduğu bir hayatınız olacak... Belki geceleri yatağınıza girdiğiniz zaman ağlayacaksınız... Dostum dediğiniz insanları bazen çıkarcılıkla suçlayacaksınız. Güvensizlik içinde yaşayacaksınız... Belki de şan ve şöhretin, sahip olduğunuz kariyerin, maddi zenginliğin getirmiş olduğu hayatın bir bedeli olduğuna inanarak mutsuz olmanız gerektiğini düşünecek ve yaşamınız boyunca bu duygularla yaşayacaksınız...

Sonuçta her insan hayatında hep bir eksik görüyor... Aza sahip olan çoğu istiyor, çoğuna sahip olan yine de eksik hissediyor...

Dışarıda arayıp tamamlamaya çalıştığımız nedir?

Arayışlar kendimizi, duygularımızı, bakış açımızı, bilincimizi, davranış şekillerimizi değiştirmediğimiz müddetçe devam edecektir... Aslında tüm arayışlar kendimizde, tüm çözüm içimizde... Ben diyorum ki hepsi olsun, çünkü yaşam çok güzel ve yaşam içinde var olan tüm güzellikleri de her insan sonuna kadar hak ediyor ama bu; huzurla, sevgiyle, mutlulukla, keyif alarak olsun... Yaşamın her anından zevk alarak gerçekleşsin tüm hedefler ve arzular...

Peki ne yapmak gerekiyor?

Değişmek gerekir önce, başkalarının değişmesini beklemek değil... Değişim, insanın kendisinden başlar... Yaşamındaki eşyalarından, kartvizitinde yazan kimliğinden, banka hesabından değil... Önce bunun farkında olmak gerekiyor... İçsel değişim önemlidir... Önce siz değiştiğinizde yaşamınızdaki hedeflerinizin ne kadar hızlı gerçekleştiğine ve oradaki tatmine mutluluğa, coşkuya, huzura inanamayacaksınız...

Dünyada krizler devam ediyor... Savaşlar acılar devam ediyor... Çocuklar ölüyor... Açlık, sefalet hala dünyada sürüyor... Dünyadaki insanların tek yaptığı şey var: Acıma, üzüntü, beddua ile lanetlemeler, isyanlar, suçlamalar, kızgınlık ve öfke! Bütün insanlardan çıkan duygular bunlar...

Ülkelere kızıyoruz... Başkanlarına kızıyoruz... Yargılıyor ve suçluyoruz... Hangi güçlü insan, hangi zengin insan, hangi şirket patronu, hangi başkan bunu durdurabiliyor? Hadi durdu diyelim dünyada her şey iyi gittiği sanılırken bu sefer neden tekrar bir ülkede başka bir kriz veya savaş çıkıp bütün dünya yine bu etki alanına giriyor, neden bunlar tekrar tekrar yaşanıyor, neden yüzyıllardır devam eden açlık, sefalet, cehalet ve savaşlar hep oluyor?

Aile içindeki insanlar birbirine darılıyor, seneler boyunca görüşmüyor... Yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen arkadaşlar saçma sapan nedenler dolayısıyla birbirlerine kırılıyor, küsüyor, birbirlerinin yüzlerine bakmıyor... Şirket içinde yöneticiler elemanlarını yönetemiyor kavgalar çıkıyor... Komşular birbirinin yüzüne kapı kapatıp ne selam veriyor ne de konuşuyor? Apartmanlarda sitelerde kimse kimseyi tanımıyor... İş yerlerinde rekabet, hırs almış başını gidiyor... Nereye gidiyoruz? Ne yapmaya çalışıyoruz? Nedir bu kadar tatminsiz ve mutsuz yaşamak? Kıskançlık ve bu öfke nereye kadar sürecek? Bu bir güç savaşı mı? Üstünlük duygusu mu? Nasıl bir rekabet, nasıl bir yaşam bu?

Aile, iş, arkadaşlık çevrelerinde yaşanan bu olumsuzlukları halledemeyen biz bireyler, bunları iyileştiremeyen kişiler olarak dünyaya yaydığımız enerji ile dünyadaki her şeyin düzelmesini nasıl bekleyebilirz? Sonuç olarak dünyaya tüm olumsuz enerji bizlerden yayılıyor...

Dünyada yaşanan tüm olumsuz olaylara bakarken lütfen her insan kendisine dönsün ve baksın... Dünyada yaşanan olayları hangi hakla yargılıyoruz ki? Ben nasıl bir yaşam sürüyorum ki dünyada olan her olay için yorum yapıp ahkam kesip yargılama hakkım oluyor veya beddua etme hakkım veya öfke duyma hakkım oluyor? diye oturup bir düşünmek lazım...

Çünkü ben, sen, o, bizler aileleri,semtleri, toplumları, şehirleri,ülkeleri ve dünyayı oluşturuyoruz... İçimizde hangi duygularla, hangi düşünce kalıpları ile hareket ediyorsak herkes aynı duyguyla hareket ediyor... Aslında kendi alışkanlıklarımızı, kendi yaşamımızı görüyoruz reddettiğimiz kızdığımız her şeyde... Yani dünyada yaşanan her olayda...

Aslında hiç birimizin birbirimizden farkı.. Ben farklıyım demesin kimse...

Ben asla kimseyle rekabet etmem dersin, rakip şirketi batırmaya çalışırsın... Çalmam dersin, devlete az vergi ödemek için elinden geleni yaparsın... Bu ülkeler arasındaki savaş nedir dersin, eşinle savaşırsın... Neden bu ülkeler anlaşamaz, bu ne öfke bu ne acımasızlık dersin boşanma davalarında ne çocuğu ne malı ne de mülkü paylaşabilirsin... Karşında bir zamanlar sevdiğin insanı yerin dibine batırır tüm öfkeni kusar acımasızca kendince intikam alırsın...
"Herkes çalar" diye suçlardıkların, peki ya senin çaldıkların? Belki bir beste, belki bir mail datası, belki başkasının karısı, kocası, belki para, belki bir duygu ne fark eder ki... Patron diye kendisini ne sanıyor diye konuşursun, kendin evindeki yardımcına apartman görevline veya -hiç fark etmez- arkadaşına, insanlara nasıl davranırsın? Açlıktan ölen veya aç yaşayan çocuklara üzülürken acaba ailende aç olan, iş arayan veya kapı komsunun aç olup olmadığını hiç düşünmezsin... Ya onlara nasıl davranırsın?

Sonuçta bütün bu duyguların ortaklığı ile oluşan bir toplumda yaşarken kim kimi suçlayabilir veya yargılayabilir ki? Duygular hep aynıdır... İşte dünya bu bireylerden oluşur... Düşünce tarzları, davranış biçimleri aynı olan insanlar... Bu yüzden bu duygular değişmediği müddetçe tarih tekerrürden ibaret olacak ve dünya da açlıklarla, krizlerle, savaşlarla olmaya devam edecek...

Her insanın içinde taşımış olduğu bir olumsuz duygu,öfke, lanetleme dünyada bir insanın daha aç, sefil olmasına, bir çocuğun daha ölmesine neden olacak... Bu öfke dolu insanlar bir araya geldikçe de savaşlar artacak krizler büyüyecek...

Bu yüzden değişim insanın kendisinden başlar... Kendine, ailene, çevrene, insanlara, yaşama, dünyaya olan bakışın, düşüncelerin, duyguların ve davranış şeklin değiştiğinde işte o zaman tüm dünya yüzyıllardır devam eden bu hastalıklardan kurtulacak... Bu yüzden anlayış, şefkat, sevgi, saygı çok ama çok önemlidir... Bu seninle başlayacak tıpkı denize atılan bir taşın yaydığı halkalar gibi senden, önce yaşamına sonra ailene, çevrene, ülkene ve tüm dünyaya yayılacak... İçindeki olumsuzluklardan şimdi kurtul ve yaşamını iyileştirmek, dünyayı iyileştirmek istiyorsan şimdi hareket et...

Bazen derslerimde anlattığım "metafor" dediğimiz hikayelerimiz vardır ve sizinle paylaşmak istiyorum bir tanesini...

Tibet manastırında üstatları ile birlikte yaşayan bir grup keşiş vardır... Manastırda çok büyük bir sevgi ve huzur olduğu için tüm uzak köylerden insanlar buraya akın eder huzurlu ve sevgi dolu anlar geçirirler... Bir gün üstatları hayata veda eder... Keşişler aynı şekilde devam etmeye çalışsalar da aralarında disiplin bozukluğu ve adanmalarda gevşemeler olur ve manastır bakımsızlıktan berbat hale gelir... Yavaş yavaş köylüler gelmez olur manastıra... Keşişler arasında birbirini suçlamalar, anlaşmazlıklar, birbirini çekememezlik ve kızgınlıklar oluşur... Artık buna dayanamayan keşişlerden biri daha uzakta inzivaya çekilen başka bir üstada akıl danışmak için onun yanına gider durumu anlatır... Üstat der ki: İçinizden biri Tanrı'nın enkarnasyonu ve saygı görmediği için kendisini saklayacak ve manastır bakımsızlıktan kapanacak... Keşiş acaba hangimiz diye düşünerek manastıra dönerken her kardeşine bir kusur bulur... Birine pasaklı çok pis der, diğeri için çok tembel, olamaz Tanrı tembel değildir der... Her biri için bulduğu kusurlar sonucunda kimsenin kalmadığını fark eder... Ama üstat aranızdan biri demişti diye düşünür... Manastıra vardığında kardeşlerine durumu anlatır...

Hepsi birbirini beğenmeyerek birbirlerinin kusurlarını, hatalarını ve başarısızlıklarını ortaya koyarlar... Birçok tartışmadan sonra madem içlerinden biri Tanrı'nın enkarnesi o zaman birbirlerine karşı sevgi ve saygı dolu olmayı,nazik ve onurlu davranmayı denemeye karar verirler... Başka çareleri yoktur... Böylece saygı gören kişi Tanrı'nın enkarnasyonu olarak saklanmaktan vazgeçip ortaya çıkabilir diye düşünürler... Günler böyle geçmeye başlar... Her biri diğerinde Tanrı'yı görmeye o kadar yoğunlaşmıştır ki bir süre sonra kalpleri birbirine karşı sevgiyle dolar ve onları bağlayan negatifliğin zincirleri kopup gider. Zaman geçtikçe Tanrı'yı sadece birbirlerinde değil herkeste ve her şeyde görmeye başlarar... Aralarında müthiş bir saygı, sevgi ve sevinç oluşmaya başlar... Manastırdaki bu sevinç bir deniz feneri gibi yayılır ve kısa süre içinde köylüler geri döner... Oradaki sevgi ve sadakatin dokunuşunu arayarak daha önce olduğu gibi kapılardan dalga dalga akarlar...

Kıdemli üstat teşekkür etmek için diğer Üstat'a bir ziyaret yapar... Enkarne olanın kimliğini keşfettiniz mi der Üstat... "Evet" diye yanıtlar keşiş, "Onun hepimizin içinde olduğunu bulduk."
Ve üstat gülümser...

İşte bizim hikayemiz budur... İnsanlarda kusurlar aramaya suçlamaya kızmaya devam ettikçe, ayrılık bilinci içinde oldukça, birlikten uzaklaşmaya da devam edeceğiz... Birlik ve bütünlük içinde kendimize, birbirimize, yaşadıklarımıza saygı gösterip insanların içlerinde var olan sevgiye ulaşmaya çalışırsak; yaşadığımız toplumlar, ülkelerimiz ve dünyamızda da iyileşmeler olacak...

Bugüne kadar hem kendi yaşamımızda hem de dünyada hırs,öfke, kızgınlık, iktidar, liderlik duygularıyla hareket edildi... Hiç bir zaman sevgi ve saygı kullanılmadı... Kendimize ve insanlara hakkımız olan değer verilmedi... Sevgi ve saygı varmış gibi davranıldı... Şimdi bunları bırakma zamanı... Bütün bu olumsuz enerji içinde var olmayı bırakalım ki önce kendi yaşamımızda başlatmış olduğumuz ve dünyaya yayılan bu büyük döngüyü kıralım... Artık ne kendi yaşamımızda nede dünyada tarih tekerrürden ibaret olmasın..bu yüzden düşüncelerimizi, bakış açımızı ve davranış şekillerimizi değiştirelim...

Ayrılık bilinci ile değil birlik ve bütünlük bilinci ile sevgi ve iyi dilek niyetleriyle olumlu düşünce ve inançla, güvenle hareket edelim... Beddua yerine dua edip sevgimizi gönderelim... Her birimiz dünyadaki her insanla birbirine bağlı... Birbirimize bakış açımız saygı ve sevgi göstermemiz değişimlerin başlangıcı... Düşünce gücünüzün yapabileceklerine, inancınızın neler yapabileceğine,sevginin yaşamınıza neler getireceğini inanın...Bbilmiyorsunuz, çünkü bugüne kadar hiç denemediniz... Ama şimdi, gerçekten şimdi yeni yılda yeni başlangıçlar yapmak istiyorsanız hayatınızda, işte şimdi tam zamanı...

Şimdi değişin, eski davranış kalıplarınızı, düşüncelerinizi olumsuz duygularınızı bırakın...

Bu olmaz demeyin. Ben olacağını biliyorum... Son bir ayda gruplar arasında verdiğim seminerde sadece 30 günlük bir çalışma sonucunda insanların sevgiyi yaşamlarına kattığında bakış açılarını değiştirdiğinde disiplinli bir şekilde bunu uyguladıklarında kendilerini değiştirmekle işe başladıkları zaman grup çalışmasının getirmiş olduğu güç ve aynı dileklerde bulunan kişilerin birlik içinde hareket etmesi sonucunda yaşamlarındaki değişimleri gördüm... Hem de nasıl mucizevi değişimler olduğunu biliyorum... Bu yüzden kimse bana ben yapıyorum ama olmuyor demesin... İnanç, güven, disiplinli çalışma, sevgi ve saygı ile her şeyin nasıl iyileştiğini biliyorum... Mucize istiyorsanız hayatınızda önce siz değişeceksiniz...

Aradığınız şey size şu an yeni bir iş, yeni eş, zenginlik vs... gelebilir ama aradığınız şey içinizde saklı... Siz ne kadar zengin olursanız olun istediğiniz her şeye sahip olun içinizde sevgi, saygı olmadığı müddetçe birlik ve bütünlük içinde hareket etmediğiniz müddetçe kendinizi diğer insanlardan ayrı gördüğünüz müddetçe, her zaman kendinizi eksik hissedip aramaya devam edeceksiniz...

Siz sevgi ve saygı duymayı öğrendikçe, içinizdeki sevgiyi dışarı çıkardıkça, tüm insanlarla birlik içinde hareket ettiğinizde, her insanı yaşamınızda olduğu gibi kabul ettiğinizde, yaşamınızdaki tüm güzellikleri takdir edip teşekkür ettikçe, sahip olduğunuz yaşam huzur dolu olacak ve yaşamda arzu ettiğiniz tüm hayatın nimetleri size akmaya başlayacak...

Dış dünyanızda tamamlanacak eksik olan bir şey yok... Dış dünyanız size içinizde kaybetmiş olanı hatırlatıyor... Arayışınız kendinize... İçinizde olanı dışarı çıkarın...

Bakış açınızı değiştirin... Sevgiyle var olun... Her insanla bir olduğunuzu hatırlayın... Kimseyi dışlamadan birlik ve bütünlük bilinci ile var olun... Nasıl sizin korkularınız varsa her insanın var bunun farkında olun... Sadece sevgi, saygı ve anlayış iyileştirecek bu insanları... Sevginin olduğu yerde ışık vardır... Işığın olduğu yerde korku ve karanlık yok olur... Her yer aydınlık, her insan aydınlanmış olur... İşte o zaman önce kendimiz, sonra çevremiz, sonra dünya ışıl ışıl parlar...

Madem bu dünyada yaşıyorsunuz o zaman hakkını vererek yaşayın... Sevgi ve saygı ile...

Bu yıl bizim mutluluk, barış ve sevgi yılımız olsun...

Ben bilebildiğim, hissedebildiğim, içimde var olan tüm sevgimle hepinizi kucaklıyorum ve hepimize şahane bir yıl diliyorum...

Işığınızın ve sevginizin her an parlayarak büyümesini ve tüm dünyayı iyileştirmesini dilerim...

Sevgiyle ve coşkuyla kalın...

Füsun Paşa
Yaşam Koçu
Livcon International Certified Coach
fusun.pasa@mailmedianetwork.com