Toyota'nın lüks markası Lexus henüz Türkiye'ye resmi olarak gelmedi. Yalnızca geçen yıl Autoshow Fuarı'nda stand açılarak nabız yoklandı. Ne zaman satılacağı ise henüz belli değil. Bizce Lexus'ün Türkiye'de satılma zamanı geldi de geçiyor bile. Bunca lüks otomobil Türkiye pazarına girmişken, Lexus'un daha geniş kitlelere ulaşmasını umuyoruz. Bu, biraz da fiyatlandırma politikasıyla alakalı aslında. Örneğin 2008 model bir LS 460, grey market'te 140 bin euro civarında satılıyor. 2000 model ikinci el bir Lexus'u ise çok ama çok daha makul fiyata satın alabiliyorsunuz. Gelelim resimlerini gördüğünüz kırmızı deli fişeğe... Varsayalım ki, çizgi filmlerdeki tiplerden çok daha güçlü bir imaja sahip bir Japon otomobil üreticisisiniz. Kısa boylu, kirli sakallı ve her zaman şişkin duran kaslı bir gövdeniz var. Ürünleriniz gerçekten kaliteli ve her ne kadar söylemek istemeseniz de biri elektrikle çalışan iki adet motora sahip. Evet. Evlerimizde kullandığımız ampulleri yakan elektrikten bahsediyoruz. Bu, otomobillerinizin kalitesiz olduğunun bir göstergesi değil insanların bunları ne kadar zarif, rahat, kaliteli ve yeşil olduklarını düşünmelerini sağlayan bir özelliktir. Böyle modellerden ortada her ne kadar çok dolaşsa da başlarına bir adam lazımdı. Fakat bu gerçek insanı biraz üzüyor. Alman devleri BMW, Mercedes ve Audi hızlı ve sert V8'lere sahip, orta boyutlu yere yakın sedanları ile -M3, C63 ve RS4- rakibini pusuda beklerken Lexus, rakiplerini alçak sesi ve egzoz boruları ile bekliyor.
Fakat artık bıçak kemiğe dayanmış gibi gözüküyor. Güney İspanya'da bulunan Seville kentinin yakınlarında yeni açılan Monteblanco Pisti'ndeyiz. Pit garajlarının karanlık ortamından parlak güneşe doğru çıkıyoruz ve gözlerimiz hiçbir şey görmüyor. Birkaç saniye sonra algılamaya başladığımızda pit alanının bir kenarında park halinde duran BMW M3'ü ve Audi RS4'ü görüyoruz. Bakabiliyor, dokunabiliyor fakat kullanamıyoruz. Lexus personeli, BMW ve Audi'nin bu bakir pistte neler yapabileceğini biliyordu ve soru sorduğumuzda çok savunmacı cevaplar alıyorduk fakat içlerindeki beklentiyi dışa vurmaları için bunu yapmak zorundaydık. Pit alanının biraz daha aşağısında Lexus'un yumruklarını sıkmış vaziyette bekleyen ve performans kulvarında yıllardır süregelen Alman egemenliğine darbe vurmak isteyen dövüşçüsü IS-F duruyordu.
Dış görünüş açısından baktığımızda her şey yerli yerine oturmuş gibi gözüküyor. Kimyası ve karizması değişen Lexus, öylesine agresif duruyor ki, RS4 bunun yanında çekingen kalıyor. Aynı yöne bakarken görüş alanımda dalgın duran fakat inanılmaz cool bir tip olan IS-F projesinin müdürü Yukihiko Yaguchi giriyor. IS-F'in basın tanıtımı organizasyonuna eşlik eden Frankfurt Otomobil Fuarı'nda giydiği Sparco yarış tulumlarıyla Quentin Tarantino filmlerinden çıkmış gibi duran Yaguchi, bu haliyle çok hızlı bir pilot izlenimi veriyordu.
Daha önce yüksek performanslı bir sedan yapmamış olmasına rağmen açık hedefleri ve ileri teknoloji ürünü motorlara sahip olan Yaguchi, olaya mükemmel bir şekilde yaklaşarak ortaya bu otomobili çıkarmış durumda. LS600h limuzinden alınan 5 litrelik V8, güç üretiminin verimliliğini artırmak için direkt ve yandan püskürtmeli bir enjeksiyon sistemine sahip. Yamaha Racing tarafından üretilen silindir kafaları ve rahat solunum ile güzel bir V8 sesi çıkmasını sağlayan yeni çift hava girişi, 417 HP güç ve 503 Nm tork üretimi sağlıyor.
600h'den alınan bir başka parça ise sekiz ileri kademeli otomatik şanzıman. Fakat IS-F'de direksiyonun her iki yanındaki kulakçıklarla ve tamamen farklı bir yazılım ile kontrol edilen ve vites değişim sürelerini sadece 100 milisaniyeye -Ferrari 430 Scuderia'nın 60 milisaniyesinden çok az daha fazla- indiren bu şanzıman, Lexus'un ifadesine göre çift debriyajlı DSG vites kutularından çok daha hızlı çalışıyor. Manuel moddayken vites büyütme işlemi otomatik olarak yapılmazken, vites küçültme işlemleri viraj girişlerinde tam dengeyi sağlamak için şanzıman tarafından tam devrine uygun bir şekilde gerçekleştiriliyor.
Helezon yayların konumu, üçgen salıncaklı ön süspansiyon ve çok noktadan bağlantılı arka tekerlekler IS250'de kullanılanların aynısı fakat hafif parçalar otomobilin salınımını düşürürken yaylar, amortisörler ve rekor uçları yol tutuşu artırmak ve yoldaki engebelere karşı verilen tepkileri artırmak için yeniden elden geçirilmiş durumda. Her otomobilde görmeye alıştığımız gibi Lexus'ta da elektronik parçalar önemli bir role sahip. IS-F'in VDIM/Araç Dinamiği İçerikli Yönetim sistemi elektro-hidrolik direksiyonun daha doğrusal tepkiler vermesi ve bu sayede sürücünün belli bir müdahalesi olmadan otomobili limitlerine kadar zorlamasına olanak tanıyan Sport ayara sahip. VDIM sistemi sadece çekiş kontrolü kapatarak yarım bir şekilde görevine devam edebilir yada tamamen iptal edilebiliyor.
BBS ile birlikte geliştirilen ve dövme alüminyumdan yapılan 19 inç'lik jantlar, LS'de kullanılanlardan çok daha hafif. Ön ile arka tarafta (225/40 ile 255/35) asimetrik bir özellik gösteren lastikler, otomobil için Bridgestone ve Michelin tarafından özel olarak geliştirildi. BMW M3'ün yumuşak karnı olan frenlerini düşündüğümüzde IS-F'in Brembo ile ortaklaşa geliştirdiği fren sistemi ve diskleri gerçekten canavar gibi duruyor: 360 mm önde ve 345 mm arkada olmak üzere tümü hava soğutmalı ve kanalcıklı olan diskler. Performanslarının haricinde bu diskler, kendilerini çevreleyen antrasit kafes ile birlikte çok seksi bir duruşa sahipler.
İç mekânda ise ilk dikkat çeken özellik, seçecek sekiz vites olduğu düşünüldüğünde çok yararlı bir donanım haline gelen ve hangi vitesle gidildiğini gösteren LCD ekran oluyor. Vites değiştirme kolları diğer Lexus modellerinde kullanılan benzerleri ile aynı boyda ve bu sayede hızlı yapılan direksiyon dönüşlerinde daha iyi kontrol sağlıyor. Delikli alüminyum pedallar ile yan yükseltileri oldukça fazla olan koltuklar ise insanı yarış havasına sokmaya yetiyor.
Çıkardığı ses ve hızı ile IS-F, full donanımlı bir model olduğunu kanıtlıyor. Fakat en önemli özelliği ise sürücüsünü yola tamamıyla hakim bir pozisyonda tutması. Güç aktarımı PlayStation oynuyormuşçasına elektronik bir doğrusallıkta gerçekleşiyor ve yıldırım hızı ile değişen vitesler neredeyse hissedilmiyor. Tok sesli, temiz sürüşlü ve agresif olan Lexus IS-F'in Alman egemenliğine olan bu başkaldırısı gerçekten de çok isyankar oldu.
5 litrelik V8 motor, böylesine küçük bir otomobil için büyük bir silah. Rakipleri arasında sadece C63 AMG'nin 449 HP gücündeki 6.2 litrelik motoru tarafından geride bırakılsa da yolda giderken bu fark neredeyse hissedilmiyor. 0-100 km/s arasını 4.9 sn'de alan Lexus, rakiplerinden çok daha hızlı ve çevik bir yapıya sahip, saatte 210 km hıza ulaşana kadar oldukça yırtıcı bir karakter sergiliyor. Bu hızdan sonra LS motoru dizginlerinden tamamen kurtuluyor: Son derece düzgün ve esnek davranan ve 7000 d/d'deki kırmızı çizgiye çok rahat bir şekilde ulaşan motor, çıkardığı muhteşem seslerle tüm rakiplerini gölgede bırakıyor. Motor ayrıca bir önceki versiyonu ile farklı birkaç özelliğe sahip: Rölanti devrinden 3600 d/d'ye kadar saf bir egzoz sesi çıkıyor. Bu rakamdan sonra devreye ikincil hava girişi giriyor, ses daha da toklaşıyor ve son olarak işin içine motordan gelen mekanik sesler de girince ortaya bir senfoni orkestrası çıkıyor.
Gaz tepkimesi oldukça iyi fakat Audi'de olduğu kadar etkili değil. Motorun gizli hazineleri gaz pedalının ilk devrelerinde değil de, tamamen dibe yapışmış pozisyonunda ortaya çıkıyor. Sürüş zevkine devamlı bir katkı sağlayan pedal, VDIM sisteminin kapalı olduğu durumlarda otomobilin kolayca arkadan kayarak sürücünün otomobile tam olarak hakim olmasını sağlıyor. Ancak iş drift yapmaya gelince IS-F, M3'ün yanına yaklaşamıyor. Açık diferansiyeli bol dumanlı patinajlar yapmaya olanak tanısa da, spin atmadan cömert bir şekilde yapılan kontralarla uğraşmak canınızı sıkabilir. Fakat M3'ün M-diferansiyeli ile başınıza gelebilecek yoldan çıkma durumları IS-F'de yaşanmıyor. Yani, VDIM sisteminin Sport modunda IS-F, akıcılık ile yol tutuşu birlikte sunarak çok hızlı, güvenli bir performans sergiliyor ve aynı zamanda da sürüşü ilginç yapmaya yetecek kadar aksiyon yapmanıza izin veriyor. Pit alanına geri döndüğümüz zaman M3 ile RS4'ün hiçbir şey yapmadan öyle durmaları sinirlerimizi bozuyor. Bugün olmasa da sonucu bir gün mutlaka öğreneceğiz fakat IS-F daha önceki hiçbir Lexus'sa benzemiyor, sahip olduğu karakter ve potansiyel ile üç Alman'ın tahtını sallayacak gibi duruyor. Lexus, fiyatları makul bir seviyede tutmayı başarırsa işte o zaman durum Almanlar için hiç de hoş olmayabilir...
Lesux IS-F'in içi karbon detaylarla süslenmiş. Sekiz ileri otomatik şanzıman direksiyonun arkasındaki kulakçıklarla da manuel olarak kullanılabiliyor (altta).
Lexus IS-F "Lexus, 210 km/s'e kadar oldukça yırtıcı bir karakter sergiliyor. Rakipleri arasında sadece C63 AMG'nin 449 HP gücündeki motoruna yenilse de yolda bu farkı hiç hissettirmiyor."
Yazı: David Vivian
Fotoğraflar: David Shepherd
|