İNGİLTERE
70'li Yıllara Geri Dönüş
Krizin Avrupa'da en derinden etkilediği İngiltere'de resesyon, sıkıntıları derinleştiriyor. Ağustos 2007'den beri işsizlik artıyor, pound 1970'lerden beri en büyük düşüşünü yaşıyor. Bankacılık sektörü ile birlikte sıkıntı yaşayan emlakta da talep bir hayli düştü. Örneğin Swindon bölgesinde kriz öncesinde 2 bin konutun inşasına başlanmıştı ancak tahminler sadece 800 konutun tamamlanabileceği yönünde. İngiltere'de son dönemde açıklanan verilerin neredeyse tamamının 70'li yıllardaki seviyelerde olması karamsarlığı artırıyor. Bir çok ülkede sıkıntı var ama IMF, G-7 ülkelerinde en büyük gayri safi yurt içi hasıla düşüşünün yüzde 2.8 ile İngiltere'de gerçekleşeceğini tahmin etti. Bu oranının yüzde 4'e kadar çıkabileceğini.
 
ALMANYA
Göç Yolları Göründü
Göç alan bir ülke olarak bilinen Almanya'da son yıllarda tersine trend başladı. Bir çok Alman yurt dışında yaşamak için Federal İstihdam Dairesi'ne başvurdu. Federal İstatistik Dairesi'nin verilerine göre 2008'de göç edenlerin sayısı 165 bini buldu. Yetkililer özellikle ekonomik kriz dönemlerinde başvuruların arttığını belirterek pek çok insanın göçü çare olarak gördüğünü ifade ediyor. Göç için başvuranların büyük bölümü Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda'yı tercih ederken, Birleşik Arap Emirlikleri geleceğin yıldızı olarak ifade ediliyor.
 
FRANSA
Otomotiv Devlerine Koruma
Krizden en ciddi etkilenen sektörlerin başında otomotiv geliyor. Fransa da Renault ve Peugeot-Citroen gibi dünyaca ünlü iki grupla bu durumdan olumsuz etkilenen ülkelerin başında. Hükümet bu iki dev firma için 3 milyar euro'luk kaynak desteği sağlamak istediğini açıkladı ancak karşılığında bu şirketlerin Fransa'daki fabrikalarını açık tutmalarını istedi. Sarkozy'den gelen bu öneri Renault ve Peugeot-Citroen'i rahatlatsa da Fransa dışında sert tepkilere neden oldu. Peugeot'nun Slovenya ve Çek Cumhuriyeti'nde iki üretim tesisi bulunuyor. Çek Başbakanı kendi ülkesindeki fabrikanın kapanma riskine karşı Sarkozy'den görüşme talep etti ve Fransa'yı korumacılık yapmakla suçladı.
 
GÜNEY AFRİKA
Pırlanta Talebinde Keskin Düşüş
Dünyanın önde gelen pırlanta üreticilerinden Güney Afrika'nın başlıca pazarı, ABD olunca kriz etkisini gösterdi, şirketler üretimi düşürmeye başladı. Dünyanın en büyük pırlanta üreticisi De Beers 2009'da talepte düşüş beklemediğini açıklamıştı ancak işler De beklendiği gibi gitmiyor. Firmanın yöneticileri üretimi ne kadar azaltacaklarına dair açıklama yapmıyor, "Müşteri olmadan madende elmas aramanın anlamı yok" demekle yetiniyorlar. Pırlanta sektörü analistleri, De Beers'ın Ocak 2008'de 600 milyon dolar satış gerçekleştirdiğini, Ocak 2009 içinse bu rakamın sadece 100 milyon dolar olduğunu ifade ediyorlar. Analistlere göre sektördeki satışlarda yüzde 50 düşşüş var.
 
İSVEÇ
28 Sene Sonra Nükleere Yeşil Işık
İsveç hükümeti 28 yıl önce alınan nükleer enerji kullanımına aşamalı olarak son verme kararından geri adım attı. İsveç'te 1980 yılında yapılan halk oylaması sonucunda 12 nükleer santralin 2010 yılına kadar kapatılması kabul edilmiş, bunlardan ikisi tamamen kapatılmıştı. İklim değişiklerinin getirdiği yeni hedefler, enerji güvenliği endişeleri sonucu İsveç'te hükümet nükleer enerjiye yeniden yeşil ışık yaktı. İsveç, Finlandiyalı enerji grubu Fortum'a yeni bir nükleer santral inşası için teklifini sundu. İsveç'in bu girişimi, civarındaki ülkeleri de etkilemiş görünüyor. Polonya kömüre bağımlılığını azaltmak için iki nükleer santral inşa etmek istediğini açıkladı. Litvanya ve Estonya da benzer beklentiler içinde.
 
BREZİLYA
Krizde Hedef Petrole Yatırım
Ülkenin devlet hakimiyetindeki petrol ve gaz şirketi Petrobras'ın iddialı planları, kriz döneminde endişeleri artan Brezilyalılar'ın yüreğine su serpiyor. Petrobras önümüzdeki beş yıl içinde yeni sahaların geliştirilmesine için 6 milyar dolar yatırım planlıyor. Hedef 2020'de günlük 5.7 milyon varil petrol ve gaz üretebilmek ki bu rakam Suudi Arabistan'ın toplam üretiminin yarısı demek. Petrobras CEO'su Jose Gabrielli, şirket olarak gerekli teknolojiye ve altyapıya sahip olduklarını söylüyor ve "Sermayemiz de bu hedefleri gerçekleştirmeye yeter" diyor. Amaç krizle birlikte petrol fiyatlarının hızla düştüğü ve şirketlerin de yatırımdan kaçtığı bir dönemi avantaja çevirebilmek ve ekonomiler düzeldiğinde yarışa bir adım önde başlamak.
 
LETONYA
AB'nin En Kötü Performansı
Ekonomik krizin etkileri tüm dünyada kendini hissettiriyor, her geçen gün yeni işten çıkarma haberleri gazetelerde yer alıyor. Avrupa Birliği'nin aynı zamanda dünya ekonomisinin devleri Almanya ve İngiltere, krizden en çok etkilenen ülkelerin başında ancak AB'nin küçük ülkesi Letonya krizde en kötü performansı gösteren AB üyesi oldu. 2008'in son çeyreğinde, gayri safi yurt içi hasılada bir önceki döneme göre yüzde 10.5 düşüş yaşandığı açıklandı. Oysa Letonya ekonomisi son yıllarda talepteki hızlı artış ile yüzde 7 düzeyinde büyümüştü. Rakamlar beklentilerin üzerinde gerçekleşti, ekonomistlere göre 2009'da yüzde 10 küçülme sürpriz olmaz. Letonya krizin etkilerini azaltmak için Aralık ayında IMF ile 2.35 milyar dolarlık kredi anlaşması imzalamıştı ancak anlaşmanın da sıkıntıları hafifletmediği ifade ediliyor.
 
AZERBAYCAN
Doğalgaza Sürpriz Talip
Ukrayna ve Rusya arasındaki anlaşmazlığın sebep olduğu gaz kesintileri nedeniyle Avrupa, Hazar doğalgazına ulaşmasını sağlayacak Nabucco projesi konusundaki kararlılığını artırdı. Nabucco ile Rusya'nın devre dışı bırakılması planlanıyor ancak projenin gecikmesi nedeniyle Azerbaycan yeni pazarlar peşinde. Yeni müşteri için en büyük adaysa devre dışı bırakılmaya çalışılan Rusya. Gecikmenin ardından "Ne kadar bekleyeceğiz, atacağımız adımları belirlemek için çok vaktimiz yok" diyen Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya'nın Ocak ayında yaptığı Azeri doğalgazını satın alma teklifine sıcak bakıyor. Bu işbirliğini artması durumunda Nabucco'nun geleceğine yönelik endişeler de artacak.