Aston'un yeni gözbebeği...
Aston, efsanevi V12 motorunu yeni bebeği Vantage coupe'ye verdi ve biz de üretime hazır olan otomobili sizler için inceledik...

Öncelikle direksiyondan başlamak istiyorum. Düşük hızlarda oldukça makul bir ağırlığa sahip ve yol üzerinde nelerin olduğunu tam olarak anlayabiliyorum. Geniş lastiklerin yola tutunmak için çıkardığı sesleri duyabiliyor ve şasinin neyle meşgul olduğunu hissedebiliyorum. Yayları oldukça sert olan otomobil bu özelliğiyle konfordan ödün veriyor ancak spor otomobil kullanırken böyle bir fedakârlıkta bulunmak zorundasınız. Özellikle de böylesine üstün ve çılgın bir spor otomobil kullanıyorsanız. Aston Martin'in Oxfordshire'daki merkezinin kapısına yanaşıyoruz ve bu andan sonra yolculuğuma sağ ön koltukta devam ediyorum. Direksiyonda Aston'ın Mühendislik Bölüm Şefi Ian Minards var ve hayata yeni merhaba diyen bütün Aston'ların ziyaret ettiği ilk yer olan yerel yollardan birisine doğru gidiyoruz. Minards, aynı zamanda aklındaki düşünceleri otomobile verdiği komutlarla dosdoğru uygulayan usta bir sürücü.

Az önce direksiyon başındayken aklımdan geçirdiğim ancak 305 km/s'lik maksimum hıza, 4 sn'lik 0-100 hızlanmasına, 12 silindire, 510 HP'e ve 140 bin pound'luk fiyata sahip olan bir otomobille onu üreten mühendisinin gözetiminde yapmaya cesaret edemediğim bir düşünceyi okumuşçasına gaza yüklendikçe yükleniyor. Güzergâhı gözü kapalı gidebilir ancak bu benim için çok yeni bir tecrübe.

Yağmur yağmaya başlıyor ve bu nedenle bir spor otomobili tam anlamıyla test etmeye uygun olmayan yol koşulları oluşuyor. Ancak, Minards'ın - konsept döneminden çıkarak seri üretim aşamasına gelen - V12 motorlu Vantage'ı şu ana kadar üretilmiş en iyi Aston olarak değil en iyi spor otomobil olarak tanımlaması içimi rahatlatıyor. Olay, basit bir fizik probleminden ibaret. 6 litrelik V12'yi DBS'den alıp daha küçük ve daha hafif olan V8 Vantage'ın kaputu altına sıkıştırırsanız (hararet yapmaması için yanına da bir sürü fan eklerseniz) ortaya aynı bunun gibi bir atom karınca çıkacaktır. Bu karınca çıkardığı sesle Porsche ve Ferrari avcısı olacağının da sinyallerini daha şimdiden veriyor.

Yolcu koltuğunda otururken hemen sağ tarafıma bakıp boyu en az 1.90 m olan Minards'ın, dizleri alcantara kaplı direksiyon simidinin alt taraflarına değmesine rağmen koltukta çok rahat oturduğuna dikkat etmeden geçemiyorum. Muhteşem zarif bir görüntüye sahip olan ergonomik spor koltuğunun tamamen geriye gitmiş olmasına rağmen Minards'ın eli, daha ilk görüşten itibaren görüntüsüyle beni gıcık eden bodur vites koluna ulaşmak için geri gitmek zorunda kalıyor. Piyasaya sadece altı ileri manuel vites kutusu ile çıkacak olan V12 Vantage bu nedenle V8 kardeşlerinde olduğu gibi direksiyondan kumandalı opsiyona sahip olmayacak ve ne olursa olsun bu sinir bozucu vites koluna sahip olmaya devam edecek.

Bu otomobil şasi dinamiklerini test etmek için kullanılıyor ve Aston'ın baş test pilotu Craig Croot'un Pireli P Zero Corsa lastiklerin otomobile uyumluluğunu test ettiği İspanya'nın Idiada test pistinden yeni döndü. Craig'in daha yapacak işleri var -Nürburgring'de otomobilin dayanıklılığını ölçmek için 20 tur atılacak- ancak şasi girdiği tüm sınavlardan geçmiş bulunuyor.

Ana yola çıkıyoruz ve Minards, sonunda Vantage'ı sıkıştırmaya başlıyor. Belkemiğim, ergonomik bir açıya sahip olan sırtlığa gömülmeye başlarken kulaklarımız Vanquish'den bu yana duyduğumuz en tahrik edici V12 sesiyle mest oluyor. Bu, önceki tonlardan kesinlikle çok daha derinden gelen bir ses. "Otomobilin karakterinin, emrim altındaki beygirlerden oluştuğunu düşünüyorum," diyor Minards ve devam ediyor: "Hangi koşulda hangi viteste olduğunuz hiç önemli değil çünkü çekiş gücü her zaman için en üst seviyelerde dolaşıyor." Gerçekten de doğru, çünkü üçüncü vites ve sonrasından itibaren otomobilin sergilediği çekiş gücü, savanada av peşinde koşan bir çita kadar vahşi.

Motorun standart DBS ayarında olup olmadığını soruyorum ve Minards, "Hemen hemen öyle diyebiliriz," diyor. "Birkaç küçük ayar ve parça değişikliği dışında tamamen DBS'de kullanılan motorun aynısı. Değişik olarak farklı bir arka taraf basıncı ve hava temizleyicilere giden kirli havanın farklı bir açıdan gelmesi nedeniyle farklı hava girişleri kullandık ancak bunun haricinde temel mimari ve donanım DBS'in aynısı. Çünkü bu güç ünitesi her şeye kolaylıkla cevap verebilen ve çok fazla bir devire sahip olan bir motor. Diferansiyel ve vites kutusu gibi parçaların yanında vites aralık ayarları bile aynı."

Ana yoldan çıkıyoruz ve Minards oturma açısını değiştirmek için biraz doğruluyor. Veri akışı durmak bilmeden devam ediyor: "Burası otomobilin dinamik özelliklerini test ettiğimiz yol. İlk önce otobanda hız yaptıktan sonra buraya geliyor ve diğer özellikleri sınıyoruz. Şasi dengeli mi? Yandaki kişiyle bağırmak zorundan kalmadan konuşulabiliyor mu? Direksiyon sert virajlarda yeterli keskinliğe sahip mi? Kısacası sert olan şasiyi hissetmek ve çok sert olup da işlenmemiş bir metal parçası olmadığını doğrulamak için buraya geliyoruz. İçeriye standart V8'de olduğundan çok daha fazla lastik sesi geliyor, ancak daha sert olduğu için şasinin ne işle meşgul olduğuna dair bir çok geribildirim alabiliyorum. Bu arada bahsettiğim sertlik beni koltuğumda zıplatacak kadar da değil. Yolun virajlı bölümlerinde gaza daha rahat bir şekilde basmanıza yarayan bir sertlik."

Peki bu yollar bize daha neler gösterecek? V12 Vantage, DBS'de olduğu gibi önde 398 mm, arkada ise 360 mm'lik karbon-seramik disklere sahip. Minards devam ediyor: "Frenaj noktası açısından bakarsak bu otomobil DBS'den biraz daha hafif ancak DBS'in fren sistemi öylesine güçlü ve dayanıklı ki Vantage'ın frenlerinin hiçbir zaman aşınmayacağını düşünebilirsiniz."
Sıra geldi direksiyon sistemine. "Bu otomobilin en sevdiğim özelliklerinden biri direksiyon sisteminin sahip olduğu canlılık ve ilk dönme tepkimesinin çabukluğu," diyor Minards: "Viraj içinde giderek artan yön değiştirme kabiliyeti olağanüstü ve bu sayede otomobil motorunun da katkısıyla inanılmaz derecede çevikleşiyor." Söz, dönüp dolaşıp motorun sahip olduğu tork rezervine geliyor ve bu konuyla ilgili brifing başlar başlamaz hızımız da artıyor. V12'nin güç aktarımı hiçbir sekteye uğramıyor ve tamamen doğrusal. Minards artan hızla birlikte orta konsolda bulunan "Sport" butonuna basıyor ve bu andan itibaren gaz tepkimesi çok daha belirginleşen otomobil sahip olduğu 510 tane beygirin dizginlerini çözüyor. Egzoz supapları tamamen açılıyor. Bu sesi kesinlikle duymanız gerek...

Minards; "Bilgisayarda yaptığımız dalga analizi sayesinde devir yükseldikçe ses tonunun da kalınlaşmasını sağladık" diyor.

Değişken motor sesi ve keskinleşen gaz tepkimesi ile yeni Aston gerçekten de çok iddialı bir otomobil olmuş. Minards'ın söylediği gibi mühendislik çalışmaları en üst düzeyde tutulurken denge ve uyum da unutulmamış. Gaydon'a geri dönüş yolculuğuna geçiyor ve hızımızı düşürerek Sport modu devreden çıkarıyoruz ve V12 Vantage sinsi fakat saldırıya hazır karakterine geri dönüyor. Minards, otomobilin temasını açıklıyor: "Kullandığınız otomobil, onunla yapmak istediklerinizi gaz pedalı ile size sunmalı ve bu sunuşta otomobilden istedikleriniz ile onun size verdikleri arasında uyum olmalıdır. Pedala gerektiğinden fazla bastığınızda otomobilin başını alıp yoldan çıkması durumunda sahip olduğunuz gücün hiçbir yararı ve mantığı olmaz. İster şaside ister motor sesinde olsun denge, bir otomobil mühendisinin ulaşmak istediği en önemli şeydir ve Vantage'a koyduğumuz Sport butonu da bu arayışın bir ürünüdür. Sürücünün yüzünde kesinlikle bir gülümsemeye neden olacaktır."
Biraz daha az GT ve biraz daha fazla spor otomobil diyebiliriz. "Evet," diyor Minards. "Bu otomobil tatil günlerinde kırlarda dolaşmaya çıkmak için biraz fazla hızlı ancak günlük kullanışa uygun mu? Kesinlikle evet," diyor Minards ancak bu sorunun cevabını bulmak için, ilk V12 Vantage'ın sahibiyle buluşacağı zamanı beklemek zorundayız...

V12, alt edilemez bir performansa sahip."

305 km/s'lik maksimum hız ve 4 sn'lik 0-100 zamanlaması ile yeni Aston dolu dizgin geliyor."

Resim altı: Aston'ın baş mühendisi Ian Minards (solda). N24 yarış programından alınan bilgiler doğrultusunda elden geçirilen ön hava girişleri ile daha büyük olarak tasarlanan arka kanat otomobilin yere basma kuvvetini artırıyor.

Resim altı: Muhteşem motor sesinin eşlik ettiği hızlanma, gerçekten de insanı mest ediyor. Karbon-seramik frenler süspansiyon sisteminin ağırlığını 12.5 kg düşürmüş. Opsiyon listesinde sunulan karbon ve Kevlar koltuklar otomobili 18 kg daha hafifletiyor.

 
Motor V12, 5935 cc
Yerleşim Önde, uzunlamasına
Silindir kapağı Alüminyum alaşım, dohc, silindir başına dört supap
Yakıt ve ateşleme Elektronik motor yönetimi, çok noktadan yakıt enjeksiyonu
Maksimum güç 510 HP @ 6500 d/d
Maksimum tork 569 Nm @ 5750 d/d
Şanzıman Altı ileri manüel vites kutusu, arkadan itiş, sınırlı kaymalı diferansiyel, DSC
Süspansiyon Çift salıncak, helezon yaylar, amortisörler, önde ve arkada viraj denge çubuğu
Frenler Önde 398 mm, arkada 360 mm, hava kanalcıklı ve soğutmalı diskler, ABS, EBD, EBA
Jantlar ve lastikler Önde ve arkada 19 inç, alüminyum alaşım. Pireli P Zero Corsa
Boş ağırlık 1680 kg
Güç ağırlık oranı 308 HP/ton
0-100 km/s 4.0 sn (açıklanan)
Maksimum hız 305 km/s (açıklanan)
Maksimum hız 305 km/s (açıklanan)
Satış tarihi 2009 sonbahar