Aston Martin One-77
Bir sanat eserinin olmazsa olmazlarıdır zamanının ötesinde olması, kimilerine uçuk gelmesidir, belki de dokunulmaz olmasıdır o`nu çekici kılan; sanatkarın üzerinde ince ve çok düşünmüş olmasıdır ona hayat vermeden.
Sanat eserini ölümsüz kılacak olan, üzerinde çok düşünülmüş olması değildir belki de ama bu sanat eseri bir araba ise ona sanat eseri etiketinin takilmasinin nedeni üzerinde insan üstü bir irade ile düşünülmus olmasidir. Bayanlar, baylar karşınızda Aston Martin One-77, farklı bir galakside bile sanat eseri olabilecek eşsiz bas yapit...

Karşımıza ilk olarak bu yılki Cenevre Motor Show'da çıkıp bütün otomotiv dünyasnın ilgisini bir anda üzerine çeken marka oldu Aston Martin. Bu ilginin kaynağı tabiki One-77'dı. Ardından kendisini Italya Concorso d'Eleganza at Villa d'Este 'de görücüye çıkardı ve en prestijli dizayn ödullerinden biri sayılan dizayn ödülünü çok rahat bir şekilde yanında götürdü. Bu ay ise Kuzey Amerika'da Pebble Beach Concours d'Elegance boy gösterecek.

Bu arabayı bu kadar özel yapan en başta sadece 77 tane üretilicek olması ve Aston Martin'in daha once böylesine çalışmada bulunmamış olası diyebiliriz. Daha sonra listeyi inanilmaz güçü, teknolojisi, katıksız yapısı ve ona baktığınızda hayatınızın sonuna kadar rüyalarınızı süsleyecek olması ile listeyi uzatabiliriz. Aston Martin markası kulağınıza ne kadar 'asil' geliyor ise, bu araba Aston Martin'nin asalet apoletine bir yıldız daha takıyor.

One-77 yaratılırken DTM yarış arabalarından ilham alınmış. DTM yarış arabalarını size kısaca F1 arabalarının önden motorlu olanları diye özetliyebilirim. One-77' nin 7.3 litre hacminde, 700 begir güç ve 750 Nm tork üretiyor motor harekete geçiriyor. Bu güç arka lastikler tarafından yere aktarılıyor. One-77'de Prelli tarafından özel olarak dizayn edilmiş olan P Zero Corsa lastikler görev yapıyor. Zaten standart bir lastik bu kadar ince düşünülmüş bir mühendislik harikasi için cok basit kalirdi. Bu kadar fazla güç dünyayi yörüngesinden cikarabilir, belkide sayının 77 ile sınırlı kalmasinin nedeni başka bir ince hesaptır...

Motor esasında DBS'den alınmış ve Cosworth tarafından tanınmayacak bir hale getirilene kadar üzerinde oynanmış. Motorun piston basları büyütülmüs, silindir yuvaları genisltilmiş ve krank mili tamamen yenilenmiş ve böylece 60 kilo hafiflemiş. Bu değişim DBS'te görev alan motora gore %20 daha hafif hale getirilmiş. Saate 100 kilometreye çıkması için 3.5 saniye gerekiyor. 6 iIeri vites dikesiyonun arkasına pozisyonlandırılmıs pedallar tarafından kotrol ediliyor. Tabiki gormekte hic sasırmayacagımız bir element ise karbon seramik frenler. Bu frenler çok hafif oldukları gibi diğer yandan da inanilmaz bir durus kabiliyeti sunuyor.

Aero dinamik yapısına gelecek olursak, arkada tamponun altında Formula 1 arabalarında bugünlerde gördüğümüz çift düfüzör bulunuyor; yüksek süratlerde arabanın altından hava akışını kolaylaştırıp daha stabil ve hızlı bir sürüş sağlıyor. Arka camurlukların şişkin ve kaslı yapısı ise One-77'nın ne kadar tehlikeli olduğunu anlatıyor. Amortisorlerin dikey değil yatay olarak pozisyonlandırılması yol tutuşu mükemmelden çok daha öteye taşıyor. Bu yatay konumlandırılmış amortisörler tamamen ayarlanabiliyor. Tabi bu ayarı sizin yapmanıza gerek yok bu ayarı sizin icin Dynamic Suspension Spool Valve (DSSV) teknolojisi yapıyor. Bu valfler sok emme karakteristiklerini sürücünün dokunmasına ihtiyac olmadan ayarliyabiliyor.
Eşsiz bir GT ile karşı karşıya kaldığınızda size vermesini beklediğiniz tek şey saatte 300 kilometre ile giderken size bunu hissettirmemesi olmalıdır. Bit GT size 1000 kilometre boyunca canınızı sıkmadan A noktasından B noktasına ulaştırmalıdır. One-77 bunu kuşkusuz 77 şanslı kişiye her fırsatta hissettirecektir. Burda sorulması gereken soru bu şanslı kişiler bu arabaya bir kerede bu kadar yol yapma şansını hiç verecekler mi?

Bu araba üretilirken mühendislerin eline hemen hemen sınırsız denilebilecek kadar bir bütçe verilmiş ve amiral gemisini yapmaları istenmiş. Mühendislerin, hayatlarını bir daha eskisi gibi sürdüremediği ap acık ortada. Bunun nedeni ise arabaya sahip olmak için 4 milyon TL gerektiğini öğrendiğiklerinde de bir kaçının akıl hastanesine kaldırılmış olmasıdır...

Arabanin iç mekanı deri, alüminyum, ve herkesi şaşırtacak olan ek izi olmayan karbonfiberle şekillendirilmiş. Arabanın kabinindeki hersey sizi geleceğe tasımak icin yapılmış. Konsolun üzerindeki kontrol dügmeleri uzay gemisini andırıyor; sanki ön taraftan lazerler cıkıp önüne geleni tuzla buz edecek gibi bir hava katıyor ama işin aslı bu değil. Konsoldaki kontrol düğmeler klimayı, navigasyon sistemini, telefonu ve stereo sistemini kontrol ediyor.

Kullanılan teknolojilerden bahsedecek olursam size bilim kurgu filminden bahsediyor gibi gelebilirim ama sizinle bu teknolojik çalışmanın bir kaç ozelliğini paylaşmalıyım. Sileceklerde kullanılan motor savaş uçaklarında kullanılan ile aynı. İstenilirse sileceklerden sadece birini 2 kat hızla calıştırabiliyorsunuz; bu silecekler camda oluşan buzu bile kazıyabiliyor. Motor yalıtımı aslında yabancı olmadığımız bir madde ile yapılıyor; tabiki altın! Kaputun altı ve motor blogunun çevresi altın ile kaplanmış. Çekiş sisteminin ne kadar gelişmiş olduğundan bahsetmeye gerek bile duymuyorum, sadece en iyisini beklemenizi tavsiye ediyorum... kabul etmek yada etmemek size kalmış, ama bence hic şüphe etmeyin!

Karbonfiber şasinin çok daha zarif bir yöntemle birleştirilmesi sonucu Enzo'da gözle görülen karbonfiberin eklem yerlerinin kaybolması sağlanmış. Arabanın dışı ise elle tamemen el işçiliği ile şekillendirilmiş alüminyumdan yapılmış.

77 tane olacak bu araba için 40 kişi £200.000 miktarındaki depozitoyu çoktan Aston Martin'in hesabına havale etti bile. Geriye kalan 37 nin Pebble Beach Concours d'Elegance dan sonra pek çabuk eriyeceğini düşünüyorum.

Bir sanat eseri hayatınıza değer katar. One-77'nin program yöneticisi Chris Poritt bakın ne demiş 'One-77 projesinin amacı ilk günden belliydi; yüksek teknoloji ve el sanatlarını biraraya getirerek, Aston Martin'nin tasarımcı, muhendis ve teknoloji ortaklarının eşsiz yeteneğini ortaya koyacak bir sanat eseri yaratmaktı.

"Özetle, Aston Martin'in tanımı olacak bir araba yaratmak istedik ve bunu görkemli bir stil ile gerçekleştirdiğimize inanıyoruz" Bu fikire katılmamak çok zor. Teşekkurler Aston Martin bizleri böylesine bir baş yapıtla tanıştırdığın için.

Yazı: Gökçen Karaca