Nice, Beirut, Atina, Mykonos...
Bu ay, biraz da spontane olarak gelişen tatil programımda sizleri Nice'den Beirut'a , Atina'dan Mykonos'a denizaşırı bir yolculuğa çıkarıyor, en gözde tatil mekanlarını, en keyifli lezzet duraklarını sizlerle paylaşıyorum.
Evet sevgili Brandlife okuyucuları, en son nerede kalmıştım?

Barcelona'dan Nice'e geçiyordum, uğradım. Bu Nice tatili, kendime bahaneler yaratarak çıkarttığım 2 günlük kısa bir seyahat oldu. Çok sevdiğim arkadaşlarım Jonathan ve David de
bana Nice'in en yeni otelinde oda ayırtınca Nice'e kaçış, kaçınılmaz oldu.

Tanıştırayım; Hotel Exedra ve değerli Brandlife okuyucuları... Çiçeği burnunda bu otel, modern dekorasyonu ve ferahlığıyla kalbimi çaldı. Kaliteli servisi ve dozunda fiyatları ile de aklımı çeldi.

Nice'e gelir gelmez, Jonathan ile Rue Paradis'nin üstünde, ailesinin Espace Harroch isimli mağazasına uğradık. İyi ve kaliteli markaların en güzel parçalarını, birkaç katlı bu şık dükkanda bulabilirsiniz. Reklamlar da bittiğine göre, öğle yemeği sonrası beach'de güneş seansı;
Güney Fransa'ya kadar gidip de beyaz tenli dönmek olmaz.

Akşam yemeğini, John'un arkadaşlarıyla birlikte Le Comptoir'da yedik. Ertesi sabah plajda günesledikten sonra, Avenue de Verdun, Rue Massena, Rue Grimaldi civarlarında gezindim. Akşam, New York'da yaşayan arkadaşım Dan'in ailesine uğradık.

Onları da alıp, hep birlikte Monaco ve Nice'in ortasında yer alan African Queen'e gittik.
Buranın salata ve pizzaları parmaklarınızı yedirtecek cinstendi. Balığı da harika olunca tam bir aile restuarantı kıvamına gelmiş bu çikolata renkli kraliçe.

Sabah İstanbul'a dönüp, 2 günlük dinlenmenin ardından Beirut'a sefere çıktım. Geçen ay bekarlığa veda partisine gittiğim arkadaşım, Dalia'nın düğününe bu sefer... Beirut'a varınca burada son 4-5 senede popülerleşen ve daha bohem bir muhit haline gelen Gimmeyze'de bir restaurant/bar'a gittim. Bu keyifli yer; uzun bir sokak boyunca sağlı sollu dizilmiş restaurant ve barlardan oluşuyor ve Beirut gençliğinin uğrak mekanları arasında yer alıyor. Beirut'a gelince aklınızın bir kenarında olsun Gimmeyze.

Ertesi sabah tercihimizi Riviera Beach'ten yana kullandık. Buradaki özel jakuzili bungalowlarda rezervasyon yaptırmanızı öneririm. Çünkü hem kendi grubunuz dışında kimseyle haşır neşir olmuyorsunuz, hem de daha iyi bir servis almış oluyorsunuz. Biz de günboyu denizin ve plajın keyfini çıkarıp, düğün öncesi davetlerin ilki için gelinin arkadaşının düzenlediği beyaz konseptli geceye, Bamboo Bay'e gittik. Burası gündüzleri güneşlenmek için de popüler bir mekan, fakat Beirut'un merkezinden yarım saat uzakta olduğu için yola katlanmanız gerekiyor.

Sonraki gün şehir merkezinde yer alan La Plage'da kumlara uzandık. Buradaki yemekler çok lezzetliydi. Hele çikolatalı dondurmalı kek, deneyen herkesi mutlu edecektir, eminim. Fakat önerim buralara önceden rezervasyon yaptırmanız. Beirut'lular gezmeyi tozmayı pek seviyor olsa gerek;her yer tıklım tıklım...

İkinci akşamımızda, bu sefer damat tarafının düzenlediği organizasyon için White adındaki
gece kulübünün yolunu tuttuk. Burası da downtown'da olduğu için ulaşım gayet rahat.
Bu güzel gecenin ardından Beirut'dan bir saat uzaklıkta olan ve kışın kayak merkezi olarak kullanılan Faraya'ya çıktık. Burada muhteşem bir manzara eşliğinde, gündüz havuz partisi düzenlenmişti. Dağın tepesinde olduğumuzdan hava serindi ve kimse havuza girmedi ama buradaki bol oksijen bizim de bol bol yememize neden oldu.

Akşam sularında ise Sky Bar'a uğradım, ve burayı uğrak mekanım olarak listeye aldım.
Sky Bar, kesinlikle gidip görülmesi gereken bir club. Biraz Reina'ya benzemekle birlikte burada
Beirut style partying var. Yani umduğunuzdan çok daha VIP bir yer burası.

Ertesi gün, alışveriş sonrası, Leea'da olur kahve molası dedikten sonra; akşama doğru hazırlanıp, Dalia'nın gelin süitini ziyaret ettim.

Arkadaşımın gelinlerin en güzeli olduğu, muhteşem düğün sonrası, ayakkabılar elimde otele döndüm. Ertesi akşam, canım sushi çektiğinden, yemeği, şehrin meşhur hristiyan bölgesi Achrafiah'da bulunan Le Sushi Bar'da yedim. Rezervasyon birçok yerde olduğu gibi burada da şart. Üstüne, kızların geri kalanıyla buluşmaya, ilk defa gittiğim Fiona's da bir de pizza yedim. Fiona's sıcak ortamı ve güleryüzlü servisiyle benden olumlu not aldı.

Pazarları yemek için relax bir yer arıyorsanız buraya da mutlaka uğrayın derim.
Beirut'taki görevimi tamamladıktan sonra sıra geldi Atina'ya... Bitmek tükenmek bilmez bir enerji ile taksiye atladığım gibi, Vouliagmeni bölgesine, şehir merkezine yarım saat uzaklıkta olan Astera'daki Arion Hotel'e vardım.

Pazartesi ve Çarşamba akşamları en gözde mekan olan Villa Mercedes'e gittik akşam.
Burası o kadar coşkuluydu ki Yunan dostlarımızla, geniş bir aile havasında Ege'de kardeşlik rüzgarları estirdik. Genel bir Atina seçkisi yaparsak, yeni açılan Matsuhisa, Elia ve geçen sene size yazdığım İsland, diğer favori yeme-içme mekanlarım.

Tatili Atina'da geçirmeyi planlarken, Evangelo'dan gelen bir istek telefonu üzerine Mykonos'un yolunu tuttuk. Mykonos'a yolunuz düşerse Belvedere Hotel'den başka hiç bir yerde kalmayın derim. Bu otelin her köşesi bir başka güzel. Burada oda bulamama durumunda ise diğer seçenekleriniz Semeli ve Santa Marina olabilir. Akşam Coo'da yemek, ardından Astra'da parti, e hadi bu sene Remezzo çok popülermiş, bi de oraya bakalım derken saati ettik yine 7. Biliyorum ki uyanılıp Saru Beach'e güneşlenmeye gidilecek, Nammos'da en güzel müziklerle eğlenilecek, ama pilim bittiği için bu program seneye ertelenecek.

Duyduğuma göre, geçen senelerden bir farkı yok; bu mekanlar kalitesini ve eğlencesini aynı çizgide devam ettiriyor. Yolu sevgiden geçenlere tavsiye edilir efendim. Akşamüstü town'da souvlaki yemek için meşhur Jimmy's e uğradım partilemek yerine.Ufacık bir büfe nasıl bu kadar popüler oldu diye düşünürken 2 tane souvlakiyi bitirmişim bile. Buranın döneri gerçekten çok lezzetli. Atina'da souvlaki yiyeceksiniz, buradan şaşmayın derim.

Gün ağarırken, tüm yorgunluğumu Atina'da bırakıp İstanbul'a döndüm.

Şimdi sıra İstanbul'u tanıtmama geldi. Bu hafta ülke sınırları içinde Monaco'dan 4, Yunanistan'dan 4 ve New York'dan 2 arkadaşımı ağırlayarak, ülke turizmine olan desteğimi son hız devam ettiriyorum.

Tüm Brandlife okuyucularına neşeli ve keyifli bir Ağustos tatili diler, gelecek ay Sardunya maviliklerinden bildiririm!

Yazı: Ayşegül Demir