Popun kraliçesi Madonna!
Brandlife, Madonna'nın Sticky&Sweet konserini sizler için izledi. 4 Temmuz 2009 tarihinde Londra'da başlayan ve tüm Avrupa'yı etkisi altına alan Sticky&Sweet 2009 turnesinin, sondan bir önceki durağı Sofya'ydı.
Yazı: Metin Süerkan

Konser günü şehirde gezerken, konserin verileceği Vasil Levski Stadyumu'na çıkan birçok yolun, konser hazırlıkları için trafiğe kapatıldığını gördük. 29 Ağustos'taki konsere, Bulgarlar'dan sonra en çok ilgiyi, Türkler ve Yunanlılar gösterdi.



Hayranların uzun kuyruklar oluşturduğu konserde yaklaşık 60000 izleyici vardı. Stadyumun kapıları saat 18:00 de açılmasına rağmen, 19:45'e kadar izleyiciler gelmeye devam etti. İçeri girenler yaklaşık 90 metre uzunluğundaki sahneye ve sahnenin ışık ve ses sistemlerine hayran kaldı.

Saatlerimiz tam 20:00'yi gösterdiğinde, ışık oyunları başladı ve ünlü dj Paul Oakenfold, dj setinin bulunduğu kabinde yerini aldı. Yavaş yavaş dansçılar, görkemli sahnenin yan taraflarından çıkıp, sahneyi dansları ile doldurmaya başladılar. Konser öncesi son kontrolleri yapan teknik ekip de, dansçıların arasına karışıp, onlarla dans etmeye başladı. Herkes bir köşeye koşup, dans ediyor, havada taklalar atıyordu.



Popun kraliçesinin şovuna dakikalar kalmıştı. Saat tam 22:00'de tüm ışıkların aynı anda sönmesiyle alkış ve ıslık sesleri birden durdu. Dev ekranlarda M harfi gözüktü. Tek duyduğum ses, benim ve etrafımdakilerin kalp atışlarıydı.

Sahne kenarındaki iki dev ekranın yükselmeye baslamasıyla, önde duran küp şeklindeki dev ekran, yanlara doğru açılmaya başladı. Bir anda sahne, bilgisayar oyununa benzer bir görünüm aldı. Hiçbir şey yerinde durmuyordu. Ekran yavaşça öne doğru ilerlemeye ve dönmeye başladığında, Madonna şarkısına başladı ve dönen ekranın arkasındaki koltuğunda sahnede göründü.



"Hallo Sofia" dediği anda, çığlık sesleri tüm stadı doldurdu. Konserle alakalı değil belki ama gündüz şehri dolaşırken, İstanbul'un en küçük yerleşim merkezi kadar bile olamayan Sofya'ya bakarken Bulgaristan'ın AB'ye girmesine inanamadım. "Hallo Sofia" diye bağıran Madonna'yı duyunca, bir şehri hiç bu kadar kıskanmadığımı fark ettim. Buralara kadar gelip nasıl Türkiye'ye uğramaz diye düşünürken, bir anda sahne önüne gelen Madonna'yı bu kadar yakından görünce, tekrar konsere geri döndüm.

Sahnenin en önünde şarkı söylerken bir anda Madonna, sahne altına inerek gözlerden uzaklaştı. Aynı zamanda en arkadaki dev ekran, ikiye bölünüp yanlara doğru ayrıldı ve üstü açık beyaz bir araba göründü; Madonna, arabanın arkasında tekrar belirdi. Ekranlardaki Usher ile sahnedeki Madonna, canlıyı aratmayacak bir performans sergilediler.

Sonraki şarkıda, Madonna koşarak, yükselen platformun üzerine atladı ve direkle adeta tek vücut olarak dans etmeye başladı. Bu muhteşem performanslara bir de hareket eden dekorlar eklenince, konser unutulmayacak görkemli bir şova dönüştü.



Tik tak tik tak seslerini duyunca, şarkıdan çok herşeyin nasıl tik tak işlediği geldi aklıma ve şarkıyı beklerken, bir anda kenardaki kare şeklindeki ekran, sahnenin ortasına kadar ilerledi ve'4 Minutes' başladı. Her an her şeyin mümkün olduğu bir konserdi bu. Ekranda da dijital saatin olduğu klip dönerken, ekran ikiye ayrıldı ve Tımberland ile Justin Timberlake görüntüleri Madonna'nın iki yanında belirdi. Madonna klipteki gibi onlarla dans etmeye ve şarkı söylemeye başladı. Her şey o kadar gerçekçiydi ki, stadın arka tarafındakiler eminim ekrandaki Justin ve Tımberland'ı gerçek sanmıştır.

Teknolojinin sınırlarının zorlandığı bu şovda, Madonna'nın fanatik bir hayranı olmama rağmen, gözüm produksiyona kayıyor, sıradaki süprizi merak ediyordum. Tüm dansçılar, coşturan performanslarıyla, sahneyi hiç boş bırakmıyorlardı. Ama özellikle Uzakdoğulu iki dansçının robot dansları görülmeye değerdi.

Bu dansçılar, sahnenin iki yanında yükselen bir platformda sahneye çıktılar ve müthiş dans figürleriyle adeta yerçekimi ile dalga geçtiler. Bu arada Madonna nerede derken, sahnenin üstündeki silindir dev ekran aşağıya indi ve Rain şarkısının klibi, tüm ekranlarda göründü. Madonna bir piyanoya uzanmış şekilde ortaya çıktı ve ekrandaki mavi yağmur görüntüleri eşliğinde şarkısını söyledi.

Her şarkı, ayrı bir dans, ayrı bir şovdu. Derken 'La Isla Bonita' başladı ve Madonna üzerindeki siyah kıyafeti çıkarıp, bir anda rengarenk bir çingene dansçısına dönüştü. Arkasındaki beliren çingene orkestrasıyla şovuna tam gaz devam etti.



Ben ise saatime bakmaya korkuyordum. Çünkü zaman geçsin istemiyordum. Ekranlarda bir anda 'Die Another Day' klibi dönmeye başladı. Öndeki platformdan dört tane direk yükseldi. Sonrasında iki atletik dansçı, direklerin anında ringe dönüştürülmesiyle dans ve boks karışımı bir şov yaptılar. Bu sahnede, bu prodüksiyonda her şey mümkündü... Direk dansı yapan dansçı kızlar aşağı inerken, dört köşeden, dört farklı klibine gönderme yapan, dört ayrı Madonna çıktı.'It is not me' şarkısını söylerken, her bir dansçı, Madonna'nın yanına gidip, peruklarını çıkardı. Madonna bu şovuyla adeta "taklitlerimden sakınınız" diyordu.

Bir ara fonda Michael Jackson çalarken, silindir ekranlarda Michael Jackson göründü. Madonna, krala yaptığı saygı duruşunda, bizlere onun 'Popun Kralı' olduğunu ve her zaman öyle kalacağını belirtti.

Ayrıca şarkı aralarında, Madonna kostüm değistirirken, ekranlarda doğayı korumanın önemiyle ilgili sosyal içerikli mesajlar vererek toplumsal yanını yine ortaya koydu.

"That's All Sofia" deyip, sahneden ayrıldığı an herkes yıkıldı. Herkes geri dönecek diye beklerken, tüm ekranlarda sadece'Game Over' yazısı belirdi ve 2 saate yakın süren unutulmaz konser sona erdi.

Biz bu konseri, Brand Travel ayrıcalığıyla sizler için izledik ve Brandlife'ta sizlerle paylaştık.
Umarım sizler de, en kısa sürede 2010 konser programında, Madonna ile buluşursunuz. Gelecek ay yepyeni etkinliklerde buluşmak üzere, hoşçakalın!