 |
|
| |
 |
| |
 |
 |
 |
Yazı: Nihal ARLAT / Mimar
Bununla birlikte mimarlık aynı zamanda günlük hayatımızı şekillendiren ve her an birlikte olduğumuz bir olgu. Bunu en çok hissettiğimiz yer de kuşkusuz ki evlerimiz. Buradan hareketle konut projelerindeki yeni trend'lerden bahsetmek istiyorum.

Kitleler için ev üretme anlayışı yüzyılın başında, Avrupa merkezli olarak sanayi devrimi sırasında doğdu. Hemen sonrasında sosyal konut adı verilen daha çok orta sınıfın yerleştiği konutlar üretildi. Le Corbusier gibi çok başarılı örnekler başı çektiyse de sosyal konut uygulamaları sadece ihtiyaç karşılamaya yönelik olarak uygulandığından başarılı olamamıştır. Yüzyılın başındaki bu negatif manzara 20. yüzyılın sonuna doğru Avrupa kentlerinin genişlenmesiyle yeni bir boyut kazandı. Aynı İstanbul'da olduğu gibi şehir merkezine göreceli olarak uzak fakat kaliteli bir konut yapma anlayışı benimsendi. Bu amaçla Avrupa'da çok geniş kent parçaları mimari yarışmalar düzenlenerek tasarlanmaya başlandı. Bu konuya yapılan yatırımlarla Hollanda, İspanya, Almanya gibi ülkeler başı çekti.

Son dönemde yapılan projelere baktığımızda belirli bir yoğunluk içeren olan bu yerleşimlerde fonksiyon çözümlerinin yanı sıra aydınlık, ferahlık, açık alanlar, ihtiyaçların bina içinde çözümlenmesi, çevreye duyarlılık gibi özelliklerin önem kazandığını görüyoruz. Ülkemizde de az da olsa yeni yeni rastladığımız bu tür projelerin ortak özellikleri modernist bir mimariyi benimsemiş olmaları. Çağdaş mimarileri, düz hatları, geniş cam yüzeyleri, monoblok kütleleriyle farklılaşan yapılar bunlar. Örneğin son yıllarda ekolojik yaklaşımların etkisiyle dış yüzeylerde ve güneş panelleri olarak ahşabın çok sık kullanıldığını görüyoruz. Bununla birlikte cam teknolojisinin bu kadar gelişmesi bize yerden tavana pencereleri, daha ferah ve modern iç mekanlar yaratma imkanı sağlamış durumda. Şehirlerimizin yoğunlaşmasıyla binalar gitgide daha kompakt hale geliyor, mutlaka geniş balkon ve teras alanları tercih ediliyor, mümkünse de katlarda ağaç bile yetiştirebileceğiniz kış bahçeleri veya komşularınızla biraraya gelebileceğiniz avlular oluşturuluyor. Madrid'de Hollanda'lı mimarlık ofisi MVRDV tarafından Madrid'de tasarlanan Mirador binası bu özellikleri taşıyan iddialı ve çok güzel bir örnek. Yine aynı ofisin Hollanda Borneo adasında inşaa ettiği WoZoCo ve liman evleri de modern mimarinin mutlaka soğuk bir etki bırakmak zorunda olmadığının bir kanıtı. Danimarka'dan başka bir uygulama C.F Moller Architects tarafından tasarlanan Nordlyset Binası, balkon kullanımı ve cam panel uygulamasıyla farklılaşan çok başarılı bir örnek.

Bir evde aslında biz farketmesek de yaşantımızı etkileyen en önemli unsur o evin planı. İşlevselliği ve standart ergonomik ölçütlere göre tasarlanmış bir size farkına varmadığınız bir huzur ve rahatlık hissi bırakacaktır. Bu tür kriterlere çağdaş projelerde daha sık rastlayabiliyoruz. Eğer modern mimarisi olan bir bina tercih ediyorsanız iç mekanda en doğru tercih mümkün olduğunca az eşya kullanarak bir dekorasyon yaratmak olacaktır. Büyük parçalarda açık ve nötr renkler kullanmak her zaman obje ve aksesuarlarda canlı renkleri karmaşa yaratmadan kullanma şansını verir. Yer yer tasarım objelerine yer vererek iç mekanınızı kişiselleştirebilirsiniz. Dekorasyonunuzu bir iç mimar yerine kendiniz çözüyorsanız eşyalarınızı bir kerede almak yerine büyük bir kaç parçayı tamamladıktan sonra diğerlerini zaman içerisinde almanız daha doğru bir seçim olacaktır. Böylece uyumlu bir kombinasyon yakalama şansınız artar ve seçimleriniz bir yaşanmışlığı beraberinde taşımış olacaklarından çok daha özel bir dekorasyona sahip olursunuz.
Türkiye'de konut-inşaat alanındaki hareketlenmeyle iyi mimarlık örneklerini daha sık görmeye başladık, hatta öyle ki bazıları dünyadaki benzerleriyle yarışır konumlarda ve ödüller alıyorlar. Kentimizin 2010 yılında kültür başkenti olmasıyla, iyi mimariye olan duyarlılığın artacağını ve insanların bu konuya daha farkındalıkla yaklaşacaklarını ümit ediyorum. |
|
|
 |
 |
 |
 |
|