Sokak Müzisyenleri
Son zamanlarda Nişantaşı'nda dolaşırken, uzaklardan müthiş bir saksafon sesinin tüm sokaklara yayıldığını fark edeceksiniz. Yurt dışındaki hemen hemen her büyük şehirde olduğu gibi bizde de sokak müziği yaygın hale mi geliyordu yoksa. Sokakların çirkin sesleri arasında sıyrılan, melodik keyifli sesler tüm şehri kaplayacak mıydı?
Yazı: Esen Soydan

Hava kirliliği, korna sesleri, günlük stres, yankesicilerin korkusu, sel gibi üstünüze gelen kalabalık... bütün bu sıkıntılar içindeyken sizi bir sarayın bahçesine, Paris'in parklarına ya da gençliğinizin romantik dakikalarına götüren bir melodi duydunuz mu? Çoğu zaman hayatın son sürat maratonu içinde fark etmediğimiz bizi anlık mutlu eden bu melodiler, sokak müzisyenlerinin bizlere armağanıdır. Türkiye'de çok nadiren rastladığımız, yaptıkları müzikle şehre renk katan bu sanatçıları birçok kişi fark etmez bile. Ama birçok ülkede bu sokak müzisyenleri şehrin dokusuna ayrı bir renk katarlar, yaptıkları müzik o şehrin bir parçası haline gelir. Paris metrosunu müziksiz düşünebilir misiniz? Ya da Londra'da Covent Garden'da müziksiz yürümeyi.

Kendinizi bir turist olarak düşünün, İstanbul'da tarihi dokusu zengin sokaklarında yürürken hoş bir müziğin size eşlik etmesini istemez misiniz? Ya da bırakın turist olmayı, bir İstanbul'lu olarak Nişantaşı'nda alışveriş yaparken veya Bağdat caddesinde yürürken canlı çalınan bir müziğin sizi dinlendirmesi hoş olmaz mı? Biz bu istekle yola çıkıp, İstanbul'da sokak müziğinin ne konumda olduğunu araştırdık.

Öncelikle Nişantaşı'nda bizi kendine çeken müziğin kaynağını bulduk. City's alışveriş merkezi yetkilileri sokak müziğinin güzelliğini ve çekiciliğini fark edip, Çarşamba ve Cuma günü 12:00-17:00 saatleri arasında 2 saksafoncu ile anlaşmışlar.



Bizde yurt dışında olduğu gibi metrolarda, sokaklarda müzik yapan insanlara izin veren profesyonel bir birim yok. Belediyeler, ilçe emniyet müdürlükleri ve kaymakamlıklar arasında gidip gelen karışık bir izin alma durumu söz konusu. Bir birimin izin verdiği müzisyene diğer birim izin vermeyebiliyor. Yani durum biraz karışık. Bizde de yurt dışında olduğu gibi belediyelere bağlı, seçici kurullar olsa ve gerçekten yeteneği olan, kaliteli müzik yapan kişiler sokakları canlandırsa. Böylece, yollarda duygu sömürüsü yapıp ses kirliliği yaratan kötü niyetli kişilerde de azalma olsa.

Bu konuda fikrini aldığımız Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuar Müdürü Mesut İktu hoca, sokakta yapılacak müziğin mekânının ve biçiminin çok önemli olduğunu vurguladı. Sokakta yapılan müziği durup dinlenen değil de, kulağa çalınan müzik olarak adlandıran İktu, bir Mozart'ın sokakta değil de ancak bir konser salonunda dinlenebileceğini belirtiyor. Ama yurt dışında denk geldiği jazz ve pop müzik yapan, çalgısını çok iyi çalan müzisyenlere rastladığını, Türkiye'de de ancak bu kalitede yapılacak müziğin şehre bir hoşluk katacağını söyledi. Türkiye'de yurt dışındaki gibi bir seçici kurul oluşturulduğunda bunun profesyonel müzisyenlerden oluşması gerektiğini söyledi.



Amerika'da yaşayan orkestra şefi Ahmet Taviloğlu da görüşlerini şu şekilde belirtiyor;
"Dünyanın bir çok gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkesinde her zaman sokak müzisyenleri vardır ve gidilen çoğu yerde bu renkli insanlara rastlamak mümkündür. Çalınan müziğin sitili ülkenin kültürüne göre değişebiliyor. Örneğin Avrupa'da Klasik müzik daha yaygınken , Amerika'da daha Jazz sitili ve Güney Amerika'da genelde de salsa ağırlıklı oluyor bu çalınan müzikler. En son İstanbul metrosunda da sokak müzisyenlerini gördüm ve çok da hoşuma gitti. Zaten müziksiz bir kültür ve ülke kansız bir insana benzer. Zaten bilim adamları ve filozoflar tarafından da dendiği gibi müzik hayatin hem neşesi hem de mutluluğun ta kendisidir."

Taviloğlu'nun da dediği gibi, sıkıntılı bir anda melodisiyle bize mutluluk ve neşe veren bu insanları istersek durup bir iki dakika dinleyip geçebiliriz, istersek de kutularına bırakılacak az bir parayla onlara teşekkür edebiliriz. Gerekli kurumların yapacağı düzenlemelerle dilenciler ve müzisyenler birbirinden ayrılabilir. Kim bilir belki bizde de Gipsy Kings, Edith Piaf, Danny Brillant gibi sokaklardan çok başarılı ve ünlü müzisyenler çıkar. İstanbul tüm güzelliğinin yanı sıra, canlı ve güzel müzikleriyle de anılsa hoş olmaz mı?