Arjantin ve Güney Amerika Kültürü
Bu ayki konumuz tangonun doğuştan bir yetenek olarak geldiği,şarabı, barbeküsü ve başkentine adını veren 'Güzel Hava'sıyla ünlü, Che Guevara'nın doğum yeri, Eva Peron'u Evita yapan Arjantin.
Röportaj: Ezgi Doğanay
İnsanlar genellikle bulundukları yerden uzak ülkeleri merak ederler ve bir gün gidip görmenin hayalini kurarlar. Her ne kadar bazı uzak ülkelerin esintilerini bambaşka yerlerde görüp deneyimlesek de, bu o ülkeye gitmekle aynı hissi vermeyecektir. Bu ayki konuğumuz Monika Anna Maria Tarasinska sayesinde az da olsa size Arjantin ve Güney Amerika'nın sıcak kültürünü hissetmenizi sağlamayı umuyoruz.

E.D: Biraz kendinizden bahseder misniz? Aslen nerelisiniz?

M.T: Aslında yarı Brezilyalı yarı Polonyalıyım. Brezilya'da doğdum, 2 yaşından sonra ise ailemle birlikte Arjantin'e taşındık. Daha sonra 10 yaşımdayken Polonya'ya taşındık. Hayatımın büyük bir kısmı Arjantin ve Polonya'da geçti. Üniversite için Londra'ya gittim ve üniversitenin 8 aylık bir kısmını Şili'de tamamladım. Sık sık Arjantin'i ziyaret etmeye çalışıyorum.

Rio

E.D: O zaman en sevdiğiniz yer Arjantin sanırım? Tekrar orada yaşamak istermiydiniz?

M.T: Kesinlikle! Buenos Aires mükemmel bir şehir. İtalyan kültürü ve klasik Latin kültürünün bir karışımı. Orada tam anlamıyla bir 'dolce vita' yaşayabilirsiniz. Buenos Aires; sınırsız kültür, sanat, yemek, etkileyici mimari ve neşeli insanlarıdan oluşuyor. Bir gün mutlaka geri döneceğim.

Arjantin kelimesini duyar duymaz Monika'nın yüzü gülüyor. Orayı düşündüğünde aklına ilk gelen şey mutluluk. Aslında bunun Güney Amerika'ya özel birşey olduğunu söylüyor 'Orada yaşadığım zamanlarda da, ziyaret için her gidişimde de insanların bu kadar azla bu kadar mutlu ve neşeli oluşları ben hep şaşırtmış ve etkilemiştir. Orada önemli olan duygular, yani Avrupa'nın tam tersi.Avrupa'da herkes materyalistik düşünüyor ve bunu önemsiyor'

E.D: Mutlaka etrafınızda sürekli mutlu insanlar görmek size pozitif enerji sağlıyor olmalı. Peki bunun dışında Arjantin'de en çok özlediğiniz şey nedir?

M.T: Ben olmanın özgürlüğünü özledim. Arjantin'de kişiliğinle uyuşman gereken toplumsal kurallar yok. Kimsen o'sun. Avrupa'daki gibi kendini diğer kişilere göre uydurmak, ona göre davranmak için uğraşman gerekmiyor. Bence Avrupa'da, özellikle de iş hayatında herkes yüzüne bir maske takıyor.

E.D: Bir Arjantinli'nin günü nasıl geçer, neler yapar?

M.T: Haftaiçi günler, çok da farklı değil aslında. Haftaiçi çok çalışır ama haftasonları geç saatlere kadar uyuruz. Kahvaltıda genellikle kruvasanın daha güzeli olan medialuna yer ve mate içeriz. Arjantin'de mate çeşitli otlardan yapılan ve özel kupasında içilen çok popüler bir içecektir, Türkiye'deki çay gibi. Bu gelenek Arjantin'e aslında Kızılderililerden geçmiş. Diğer Latin ülkelere kıyasla, Arjantin'de öyle çok büyük kahvaltı etmeyiz. Masa keyfini genellikle akşama saklar ve arkadaşlarla ya da aileyle toplanarak yemek yeriz. Güzel havalarda, dışarıda vakit geçirmeyi ve alışveriş yapmayı severiz. Ayrıca, Buenos Aires'in en eski semtlerinden olan, mimarisiyle ünlü Palermo ve San Telmo'ya gidip sokak tangocularını izlemek ve antik mağazaları dolaşmak çok eğlencelidir. Buenos Aires'in her köşesinde sanatla ve sanatçılarla karşılaşmak mümkündür. Tango yapanlar, müzik yapanlar, resim yapanlar..

Monika, Puerto Madero'nun tahta limanında yürürken ışıl ışıl Buenos Aires'i izlemenin ayrı bir keyif olduğunu ve bu yüzden burada akşam yürüyüşlerine çıkmayı sevdiğini söylüyor. Arjantin'de en çok yapılan şeylerden biri arkadaşlarını eve davet etmek ve birlikte yemek yaparak şarap içmek. Monika Katolik olduğu için ayrıca her Pazar sabahı kiliseye gidiyor (Farklı ülkelerde yaşadığı zamanlarda da). 'Arjantin'de Pazar günleri aileyle biraraya gelinen önemli bir gündür. Ayrıca kiliseye gitmek haftanın en önemli aktivitesidir. Avrupa'da kiliseye giden insanların bu kadar özensiz ve umursamaz kıyafetler giymesi çok garip. Arjantin'de kiliseye giderken çok şık giyinilir'.

Iguazu

E.D: Pazar günleri kiliseye gitmenin yanısıra başka ne gibi geleneksel adetleriniz var? Çeşitli kutlamalardan ya da inanışlardan bahseder misiniz?

M.T: Tüm Güney Amerika ülkeleri içinde Arjantin, Avrupa'dan gelen göçler nedeniyle Avrupa etkisini en çok üstünde bulunduran ülkedir. Özellikle İtalyan etkisinin yeri büyüktür. Bunu zaten Arjantin'de konuşulan İspanyolca'nın farklı olmasından da anlayabilirsiniz. İspanyolca bilmeyen biri de kolaylıkla bu farkı anlayabilir. Bu açıdan Arjantin bir kültür karmasıdır. Birçok gelenek-görnek, kutlama, festival bulunur. Örneğin düğünlerden bahsedecek olursak; Arjantin'de Hristiyan düğün kutlamları, Avrupa'dan oldukça etkilenmiştir (Arjantin'in büyük çoğunluğu Katolik ancak Museviler de mevcut). Düğün demek kilise demek. Kilisenin dahil olmadığı bir düğün sanki gerçek bir düğün gibi gelmiyor. Kilisede geline, babası eşlik eder. Tüm tören boyunca gelinin babası ve damadın annesi çiftin yanında durmalıdır. Diğer Hristiyan geleneklerinden farklı olarak Arjantin'de sağdıç ya da nedimeler yoktur.Gelinler beyaz gelinliklerinin altında açık mavi iç çamaşırı giyerler ve tabii ki tango düğünün vazgeçilmez dansıdır.

Arjantin'deki en önemli günlerden biri İsa'nın doğumunun kutlandığı 24 Aralık gecesi (Navidad/Christmas). Bu gün herkes ailesiyle kiliseye gider ve daha sonra yemek için evlerine dönerler. Yemeğe başlamak için gökyüzünde ilk yıldızın görünmesini beklerler. Tüm ev kırmızı ve beyaz Noel motifleriyle süslenir. Gece yarısı olduğunda tüm aile Noel ağacının etrafına toplanarak hediyeleri açmaya başlarlar.Noel gecesine özel pişirilen birçok yemek bulunuyor ama bunlardan en önemlisi tipik bir Arjantin yemeği olan parrilladas. Ayrıca domuz eti ve hindi bu geceye özel diğer yemeklerden. Noel zamanı Arjantin'de yaz mevsimi yaşandığından, bunun değişik bir hissi var. Noel zamanı kar görmeye alışmış insanlar için, dışarının güneşli ve sıcak olması farklı bir duygu. Geceyarısı hediyeleri açtıktan sonra gençler genellikle dışarıya çıkar ve havai fişek gösterilerini izlemeye giderler.

M.T: Önemli kutlamalardan bir diğeri ise El Carnaval del Pais. Paskalya'dan yaklaşık iki hafta önce kutlanmaya başlar. Bu kutlamalar biraz Venedik karnavalını biraz da Rio karnavalını anımsatır. En iyi parti Buenos Aires ve Iguazu şelalelerinin arasında bulunanan Gualeguaychu'da olur. Ayrıca tüm Buenos Aires'in çeşitli semt ve sokaklarında kutlamalar yapılır.

Dini kutlamaların yanısıra Arjantin'de birçok ulusal bayram da kutlanıyor. Bunlardan en önemlileri 25 Mayıs'ta kutlanan Devrim Günü, 20 Haziran'daki Bayrak Günü ve 9 Temmuz'da kutlanan Bağımsızlık Günü. Arjantinliler, ülkeleriyle gurur duyuyor ve buldukları her fırsatta kutlama ve parti yapıyorlar.

Hindistan Sevgi Festivali

E.D: Anladığım kadarıyla yarı Brezilyalı yarı Polonyoalı olduğunuz halde kendinizi daha çok Arjantin'e ait hissediyorsunuz. Kendin olmanın daha kolay olduğu, materyalist olmayan, özgür ve neşeli bir ülke dediniz Arjantin için. Bu durumda insan ilişkileri de daha rahat ve kolaydır sanırım. İkili ilişkiler hakkında neler söyleyebilirsiniz?

M.T: Kadın-erkek ilişkileri açısından bakarsak tüm latinlerin hayatı; ilişki, aşk ve problem etrafına kuruludur ve Arjantin de farklı değildir. İlişkiler çok küçük yaşta başlar. 11-13 yaşında bir kızın da erkek arkadaşı olabilir. Genellikle birlikte çok fazla vakit geçirdiğimiz arkadaşlarımız olan bu kişiler bir süre sonra erkek arkadaş haline gelir ve aileler genellikle bu erkek arkadaşları tanımak ister. Daha ciddi ilişkiler 17 yaş civarında başlar ama bu tabii çok genel çünkü herkese göre değişir. Arjantinlilerin ilişkileri genellikle çok uzun süreli olur. Büyük olasılıkla lisede tanışmışlardır ve 8-9 senedir hala birliktelerdir. Konu evlilik olduğunda ise durum biraz değişir, bu zaten sanırım internasyonel bir durum çünkü bu kadar sene sonra kadın artık evlenmek ister ancak erkek buna pek yanaşmaz. Arjantinli erkekler flört etmeyi sever çünkü iyi göründüklerini bilirler. Ayrıca bir kadınla nasıl konuşmaları gerektiğini de çok iyi bilirler ve birinden hoşlandıklarında mutlaka peşinden koşarlar. Avrupa'da beni şaşırtan diğer bir konu da bu çünkü kadınlar rahatça ilk adımı atabiliyor oysa ki Arjantin'de bir kadın asla ilk adımı atmaz. Mutlaka erkek onun peşinden gelmelidir çünkü Arjantinli erkekler zor olanı sever.

Monika, Arjantin'de olduğu gibi Brezilya'da da görüntünün çok önemli olduğunu söylüyor. Kadın-erkek her yaştan insanın düzgün bir vücuda sahip olmak ve güzel görünmek için kendilerine çok özen gösterdiklerini belirtiyor.

Arjantin her nekadar kültürel, sanatsal ve mimari açıdan Avrupa'dan etkilenmiş ve insanları görüntü olarak Avrupalılara benzese de orası yine de yılbaşını yazın yaşayan, Güney Kutbu'na komşu, adını gümüş kelimesinden almış binlerce kilometre uzakta bambaşka bir ülke. 2011 yılının size bol bol seyahet etme şansı getirmesini dilerken, konuğumuz Monika Anna Maria Tarasinska'ya verdiği bilgiler için çok teşekkür ediyoruz.