Fountain Hall
Heidelberg Kalesi
Eski Köprü (Theodor-Heuss)
Eski Köprü (Theodor-Heuss)
Rose Ringed Parakeets
Heidelberg Üniversitesi Kütüphanesi
Heidelberg Üniversitesi
Haupt Str.
Haupt Str.
Hotel Ritter
Hackteufel
Cafe Journal
En Romantik Alman Şehri "HEIDELBERG"
"Türkiye'den Almanya'ya sadece turistik amaçlı giden kaç kişi olmuştur acaba ?" diye düşündüm. Yıllardır çalışmaya gidilen ülke olması bu memleketi seyahat noktası olmaktan çıkarıyor biz Türkler için ne yazık ki... Halbuki ne güzeldir yemyeşil doğası, gölleri, dağları, şirin köyleri, şatoları, renkli ve kozmopolit şehirleri...Bir de Heidelberg vardır ki, Almanya'da ancak tek bir şehre gidebilirim diyenler için, işte seçim burası olmalıdır...
Eğer bir şehre kısa süre için gittiysem, ilk işim sabah erkenden otelden çıkıp koşmak oluyor, yaz kış fark etmiyor... Eğer orta Avrupa ise yağmur yağsa da sorun yok. Hep 'aptal ıslatan' şiddetinde oluyor nedense... İzmir'de büyümüş bendeniz için yağmurun tanımı, bardaktan değil, kovadan boşalan seller sular olduğundan, bu çiselemek tadında havada koşmak keyifli, çamur zaten yok...

Heidelberg

Koşuyorum çünkü bir şehri ve sakinlerini tanımanın en enteresan yöntemlerinden birisi bu... Sabah erkenden gördüklerinizi günün başka bir saatinde yakalamanız olası değil. Hele hele Alman şehirlerinde hayat o kadar erken başlıyor ki... Saat 05:00 de bile birçok evin ışığı yanıyor.

Çıkıyorum otelden karanlık havada, başlıyorum yavaş tempo Hauptstrasse'den koşmaya. Burası, pub, restoran, gece kulüplerinin olduğu cadde. Kocaman bir gaz tankeri görüyorum, uzun lastik hortum publardan birisinin içine girmiş. Demek gaz alıyorlar diye düşünüyorum, bu sahne çok tanıdık. Çocukluğumda İzmir'de gaz sobaları yaygındı ve evlerin balkonlarındaki büyük gaz depoları olurdu. Bu gaz tankerlerinden balkonlardaki depolar doldurulurdu. Bunu kafamdan geçirirken hayretler içinde kalıyorum tankerin üstündeki bira markasının logosunu görünce. Birahaneye bira pompalayan bir hortum bu. Bu bir gaz değil bira tankeri... Tüketim miktarını düşünemiyorum bile... Demek fıçılar kocaman bira tankerleriyle dolduruluyor... Koşmaya devam ediyorum şaşkınlık içinde...

Bir müddet koştuktan sonra köşeyi dönünce Heidelberg'e 'Almanya'nın en romantik şehri 'ünvanını kazandıran görüntü çıkıyor karşıma. Bu bir tablo. İşte şimdi ortaçağdayım. Bir masal şehrindeyim. Neckar Nehri boyunca uzanan binalarda orta çağ tadındalar. Şehrin en muhteşem görüntüsü Heidelberg Kalesi yükseliyor, arkasına yeşil ormanı fon yapmış. Sabaha karşı henüz ışıkları sönmemiş haliyle tam bir kartpostal pozu veriyor. Biraz Rönesans biraz da gotik tarzda. Farklı dönemlerde yapılan eklemelerle farklı mimari tarzlar bir arada... Biraz yıkık, biraz da eksik. Keyifli, hoş bir görüntü çıkmış ortaya tekdüzelikten uzak.

Heidelberg

Heidelberg Kalesi ya da Sarayı diye isimlendiriliyor. Prens Elector Ruprecht III döneminde, 1398-1410 seneleri arasında tamamlanan binalar hanedanlığın ilk rezidansı olarak kullanılıyor. Bu bölüm bugün eklenen yapıların yanında son derece sade kalıyor.

Prens Elector Philipp döneminde Fountain Hall binası binası ekleniyor. (1476-1508)
V. Friedrich döneminde eklenen (1613-1619) İngiliz Binası'nın bugün yalnızca dış duvarlarını görebiliyoruz.

1764 senesinde kaleye yıldırım çarpıyor ve bir bölümü yıkılıyor. Yıkılan bölümler ne yazık ki bunu takip eden yıllarda adeta şehrin taşocağı haline geliyor. Kalenin taşları Heidelberg'in evlerinin yapımında kullanılıyor. Kalenin korunmasına büyük emek veren Kont Charles de Graimberg 1800 senesinde bu duruma son veriyor.

1934 senesinde de Kral Avlu'su ekleniyor. Günümüzde avluda tiyatro, açık hava müzikalleri, operalar, klasik müzik konserleri yapılıyor. Yazın gerçekleşen Heidelberg Kalesi festivaline ev sahipliği yapan mekanda Heidelberg Şehir Orkestra'sı konserler veriliyor.

Eski Köprü (Karl Theodor-Heuss Köprüsü)

Henüz tam aydınlanmayan havada ışıl ışıl pırıldıyor köprü Neckar'a yansıyan ışığıyla. Mükemmel tabloya bakarken boşuna 'Almanya'nın en romantik şehri' diye anılmıyor diyorum.
200 m. uzunluğunda 7 m. genişliğindeki şehrin Kalesiyle beraber simgesi olan Eski Köprü'den devam ediyorum koşmaya, sadece yayaların kullandıkları köprü, 1788'de yapılmış. Eski Şehri, Neuenheim semtine bağlıyor. Köprünün yapımında kullanılan malzemeyse, bu bölgeden çıkan kumtaşı.

Eski Köprü (Theodor-Heuss)

Köprünün altında sakin sakin akıyor Neckar Nehri, bir tarafta Eski Şehir, diğer tarafta da Neuenheim'a bakıyorum Eski Köprü'den...

Tanıdık bir ağaç görüyorum koşarken ve anlam veremiyorum. Bu coğrafla ile hiç ilgili yok, herhalde meraklısı dikti diyorum. Bu bir incir ağacı. Ren ve Neckar nehirleri arasındaki vadide yerleşmiş olan Heidelberg dağlık ve tepelik bir şehir. Almanya'nın en ılıman bölgesinde yer alıyor. Bu nedenle kentte çok sayıda incir ve badem ağaçları varmış. Hatta şehirde bir adet zeytin ağacı bile olduğunu duydum ancak göremedim. En garibime giden de yine bu bölgede görülen Parakeet cinsi kuş, papağan ailesinden.

Heidelberg'in bir de dünyaca meşhur üniversitesi var. 1386'da kurulan Heidelberg üniversitesi Almanya'nın da en eski ile üniversitesi. Şehrin nüfusunun çoğunluğu öğrencilerden oluşuyor. Üniversitenin 2 kampüsü var. Eski şehir tarafında kalan kampüsünde daha çok sosyal ve sanat ağırlıklı bölümler varken, yeni kampüste ise doğa bilimleri ve tıp fakültesi bulunuyor.
Şehirde ayrıca kanser araştırma merkezi (DKFZ), Max-Planck Enstitüsü (MPIMF, MPI-HD), Avrupa Moleküler Biyoloji Laboratuvarı (EMBL) var.

Heidelberg'in sarmaşıklı binalarıyla süslenmiş romantik sokaklarında sadece alışveriş değil, uzun yürüyüş de yapılıyor. Birkaç trafiğe kapalı cadde ile birleşen Hauptstrasse, Avrupa'nın sadece yayalar için olan en uzun caddesi olarak biliniyor. 1,6 km uzunluğundaki cadde, Neckar Nehri'nin paralelinde Bismarck Meydanı'ndan, Karlstor'a kadar devam ediyor. Bu alışveriş caddesi, çevredeki küçük şehir sakinlerinin de alışveriş mekanı.

Theodor-Heuss Köprü'sünden Görüntü

Şehir daha çok bir kültür kenti olma özelliğini taşındığından fazla sanayileşmemiş ancak dünyaca ünlü baskı makineleri üreten Heidelberger Druckmaschinen AG burada bulunmakta. Şehir nüfusunun sadece % 18'i sanayi işiyle geçiniyor. Komşu şehir Walldorf Bilişim sektörünün merkezi ve SAP'ninde ana merkezi. Capri-Sun meşrubatlarının da üretim yeri Heidelberg.

'Heidelberg'e eğer kar yağınca gelirseniz, daha önce gördüğünüzden bambaşka bir şehirle karşılaşırsınız' diye anlatıyorlar. Bu masalsı tablonun üstüne serpilen kar şehre bambaşka bir güzellik katıyor demek ki.

Nerelerde yiyelim içelim?

Gasthaus Weisses Rössel

Hauptstrasse 210'daki pub, restoran 1743 senesinde yapılmış binada. Pub tarzı olunca yemekler de ağır tabi ki. Salata, makarna ve et çeşitleri bulabileceğiniz restoranda vejeteryan seçenekleri de lezzetli. Ispanak yatağında safranlı somon balığı yanında da patates tavsiye edilir. Burada kişi başı ortalama Euro 13 a doyabilirsiniz.

Hackteufel

Steingasse 7 adresinde, Eski Köprü'yü geçip Eski Şehir tarafına geçince ileride soldaki restoran aynı zamanda konaklama içinde iyi bir otel.

Etseverlerin mekanında geleneksel Alman mutfağı var. Yemek sonrası hemen yanıbaşındaki meşhurVetters'de bira içebilirsiniz.

Pop Restoran

Lezzetli makarna ve pizza çeşitleriyle, İtalyan mutfağı sunan Pop Restoran Unterestrasse 17 adresinde. 50'lerin Amerikan arabalarını konsept yapmış iç mimari dekorasyonu ilginç. Resmi ile hip arasındaki 'in' mekanlardan. Popüler barlarla çevrili caddede olan restoranda Cuma ya da Ctesi günü rezervasyon yapmanız tavsiye olunur.

Simplicissimus

Ingrimstrasse 16 adresindeki hoş ve pahalı restoranın başarılı bir uluslararası mutfağı mevcut. Biraz resmi, iyi servis alınan, iş insanlarının sık gittiği mekan Hauptstrasse ve Markt Meydanı'na parallel.

Café Journal

Haupt Strasse 162 adresindeki kahvehane, dar ve uzun, hava güzelse dışarıda da birkaç masa var. İç dekor çok Fransız. Kahvaltısı başarılı. Kahve çeşitlerinin yanısıra salatalar, makarnalar, alkollü içecekler var. Kesinlikle ziyaret etmeye değer ancak bazen masa bulmak zor olabiliyor.

Café Rossi

Rohrbacherstrasse 4 adresindeki mekan, Bismarck Meydanı'ndaki Kaufhof'un arkasında, McDonalds'ın karşısında.

Yazın büyük bahçesinde bira servisi yapan mekan merkezdeki en büyüklerden. Kişi başı ortalama 8-13 Euroya yiyip içebilirsiniz. Servisin burada biraz ağır olduğunu not düşmekte fayda var.

Yüksek genç nüfusuyla kendini diğer Alman şehirlerinden ayrıştıran, romantizmin tarifsiz görsellerini sunan şehirden ayrılırken Türk taksi şöförü denk geliyor. 'Heidelberg'i nasıl buldunuz diyince, 'fevkalade romantik' diye tanımlıyorum kısaca...